Emrah Erdoğan 1989 Doğumlu olup istanbulun Gaziosmanpaşa ilçesinde ikamet etmektedir.
Habibler Anadolu Lisesi 2007 Bitirmiş olup 2007 yılında İstanbul Fakültesinde ÖSS sınavı Başarısız olmuşdur.
Bilişim Teknolojileri hedef alarak çok uluslu firmalarda halen çalışmalarını ve kariyer hedeflerini gerçekleştirme peşinde koşmaktadır...
Misyonum ve Vizyonum
İleri seviye bilgi ve teknoloji kullanımıyla müşterilerinin siber güvenlik
ve Yazılım Geliştirme konusunda ihtiyaçlarına birebir cevap veren proje ve çözümler üreterek çalıştığım kurumları siber tehditlerden korumaktır.
"Dünyayı değiştiremeyiz ama farklılık yaratabiliriz"
Mayıs 27th, 2012
CIA’den korkunç zihin kontrol deneyi !


CIA’den korkunç deney!
50 yıl önce bir Fransız köyünde yaşanan korkunç olayların arkasından CIA çıktı!..
Amerikalı araştırmacı gazeteci H P Albarelli Jr.’ın iddiasına göre, 59 yıl önce Fransa‘nın güneyindeki bir köyde yaşanan korkunç olayların ardında CIAvar.
Albarelli Jr., Köy sakinlerinin çıldırmalarına, toplu histeri ve halüsinasyonlar yaşanmasına sebep olan şeyin CIA’in köylülerin ekmeklerine kattığı LSD olduğunu söylüyor.
16 Ağustos 1951’de yaşanan olayda en az beş kişi yaşamını yitirmiş, onlarca kişi akıl hastanelerine kaldırılmış ve yüzlerce kişi durumdan etkilenmişti.
Pont-Saint-Esprit’te yaşayanların hala etkisinden çıkamadığı bu korkunç olay “Le Pain Maudit” (Lanetli Ekmek) olarak anılıyor.
Albarelli Jr., yaptığı araştırmanın sonuçlarında elde ettiği belgelere dayanarak CIA’in LSD’nin etkilerini test etmek için bu yöntemi kullandığını açıkladı. Gazeteci, 1975 tarihli bir Beyaz Sarayraporunda da bu olaya atıfta bulunulduğunu söylüyor.
CIA’in “zihin kontrolü” deneyleri kapsamında gerçekleştirilen korkunç deneme için köyün ekmeklerine LSD katmış ve yaşananları izlemişti. Albarelli Jr., deneyin Amerikan ordusunun Özel Operasyonlar Birimi’nce yapıldığını iddia ediyor.
1951 yılında köyde yaşananlar tam bir kabus gibiydi. Bir çocuk bıçakla büyükannesine saldırırken, bir kişi uçak olduğu sanrısıyla kendisini ikinci kattan aşağı atmıştı. Köyün sokakları çıldırmış insanlarla doluydu.
Olayın halen hayatta olan mağdurlarından 71 yaşındaki Charles Granjoh, “Ölümden döndüm ve bunun sebebini bilmek istiyorum” diyor.
LSD
Lizerjik asit dietilamidi kısaca LSD ya da LSD-25, halk arasında asit olarak bilinir, yarısentetik psychedelic bir halüsinojendir ve değişen düşünce süreci, açık ve kapalı göz görselleri, birleşik duyum, değişen zaman algısı ve ruhani deneyimler gibi psychedelic etkileri ve 1960‘ların karşı kültüründeki yeri sebebiyle çok yaygın olarak bilinir. Tıp dünyasına göre bağımlılık yapmaz.
LSD genellikler ağızdan oral olarak alınır. Elde edilen LSD örneklerinin kuvvetleri doz başı yirmi ile seksen mikro gram arasında değişiklik göstermektedir. Bazen “mikrodot” tabletler veya “windovsplains” jelatin formlarında bulunsalar da, lSD genellikle “kağıt parça asit” olarak satılmaktadır. Farklı bir şekilde anlatmak gerekirsek, mürekkeple yazı yazıldığında fazla mürekkebi emen kağıt gibi renkli, parlak, çıkartma gibi veya emici kağıt tabakalarında emdirilmiş olarak, renkli tabletler veya emici kağıt şeklinde, su gibi renksiz sıvı ve ince jelatin karaleri şeklinde satılır. LSD’nin sokaktaki veya zamana göre değişik formlarını tanımlamak amacıyla her dozda ve tabakada değişik tasarımlar olduğu görülmüştür.
Halüsinojenler içerisinde en kuvvetli olandır. Algılama yapısını tamamen değiştirir ve kullanan kişiyi başka bir dünya’ya (hayaller alemine) yollar. LSD etki sürecince, kişiyi gerçek dünya’dan soyutlar. LSD, beyin üstünde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Kullanan kişinin ruh haline göre etki eder. Çok mutlu olan biri LSD kullandığında cennete gittiğini bile görebilmektedir. Ama mutsuz olan kişileri iyi olmayan bir hayaller alemine götürür. LSD, kuşlarla beraber havada uçmak, uzay yolculuğu yapmak gibi, kişi için imkansız olanakları birebir gerçekmiş gibi yaşatır. LSD kullanan kişi, hayatında önemli bir yeri olmuş olan insanları da tekrar görebilir, onlarla iletişim kurabilir. LSD etkisinde kişi, genellikle etkilendiği konular üzerine hayaller görür. Çevresinde ki nesneler de dahil, bu hayallere göre şekillenir. Her şey kişinin hayal kurmasına bağlıdır. LSD, bilinçaltında olan, eskiden yaşanmış olayları tekrar yaşa manıza/görmenize bile sebep olabilir. LSD etkisinde olan biri her türlü nesneyle iletişim kurabilir ve o nesnelerin onla diyaloğa girdiğini işitebilir.
Albert Hoffman’ın 1943 yılında, LSD’nin fizyolojik ve ruhsal etkilerini kendi üzerinde denemiş ve gözlemlerini yazmıştır.
“19 Nisan 1943 Pazartesi günü saat 16.00’da Lysergic Acid Diethylamide Tartarat’ın %0,5 santimetre küp 0,25 miligram LSD içeren tatsız, yavan sıvıyı içtim. Saat 17.00’da baş dönmesi, endişe, kaygı ve tedirginlik başladı. Görmem bozuldu, düşüncelerim dağıldı, içimden gülmek isteği geliyor, anlamlı konuşmak için büyük çaba sarf ediyorum, görme alanım sanki karşımda, eşyaların biçimi değişiyor, çevremi lunaparklarda olduğu gibi olağan üstü görüyorum. Bir süre sonra bunların hepsi geçti. Bütün bunları hatırlıyorum, baş dönmesi, görme bozuklukları, çevredeki eşyaların acayip gülünç ve kaba şekilleri…Renkli yüzler belirdi. Belirli bir tedirginlik vardı. Aralıklı olarak başımın, ayaklarımın ve bütün gövdemin ağırlığını duyuyorum, sanki madenle doldurulmuş gibi. Ayaklarda kramplar oluyor… Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var. Ağzımda maden tadında bir kuruluk, boğazda sıkışma, korku ve endişe, bilinçte bulanıklık… Bu arada içinde bulunduğun koşullarla gerçek arasında ayırım güçlüğünden doğan bir karışıklık. LSD’yi aldıktan altı saat sonra eski durumuma döndüm. Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı. Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor. Sanki onların dalgalanan sudaki yansımasını izliyorum. Üstelik bütün eşyalar hoş olmayan görünümler kazanıyor. Renkler durmadan değişiyor. Yeşil ve mavi renkler üstünlük kazanıyor. Gözlerimi kapayınca fantastik, gerçekdışı biçimler görüyorum. Dikkati çeken bir nokta bütün seslerin gözüme yansıması ve türlü biçimlere dönüşmesi… Her ses, renk bir sanrıya (gerçekte olmayan olguları var gibi algılamak) dönüşüyor. Bunlar renk ve gölge olarak sürekli değişiyor. LSD’yi aldıktan sekiz, on saat sonra şiddetli bir uyku bastırdı. Ertesi gün biraz yorgun kalktım.”Albert Hoffman - 1943
Gözlemlenen kısmen hafif etkiler göz bebeklerinin küçülmesi, kalp atışındaki artış, kan basıncının artması ve vücut ısısının artması, terleme, iştah kaybı, uyku, ağız kuruması ve titreme olarak belirtilebilir. Bazı kişiler, LSD’nin etkisi altında iken çok değişken duygusal tepkiler de verebilir. Diğer kişiler ile konuşmada ve ilişkide zorlanmalar görülebilecek diğer etkilerdendir.
Kromozomlara ve beyinde yol açtığı hasarlar bir çok araştırmaya konu olmuştur. LSD maddesinin esas riskleri çoğunlukla pisikolojiktir. Akut negatif tecrübeler (bad trip – kötü yolculuk) LSD kullanımı ile anılan en belirgin sorundur. Kötü yolculuklar ilk kez kullananlarda olasıdır. Özellikle uygun olmayan mekanlarda doz ayarlaması yanlış yapılarak yaşanır. Hoş olmayan ve korkunç tecrübeler daha çok kullanan kişi zaten tedirgin (örneğin neler olacağı üzerine) veya melankolik ise yaşanmaktadır.
Böyle bir kimse paniğe kapılabilir ve paronaya yaşar. Özellikle yabancı, yoğun veya karışık ortamlarda tetiklenmesi daha sık görülür. LSD merak edilir ve özenilecek etkisi göz önünde bulundurulduğunda kayıtlara geçen kötü yolculukların sayısı 1960’lı yılların medya konusu olmasıyla büyük oranda artmıştır. Kötü yolculuk tecrübeleri, medyanın ilgisinin 1960’ların sonuna doğru gittikçe azalmasıyla beraber düşmüştür. Diğer yandan 1970 yıllarında LSD kullananların sayısı artmaya devam etmiştir. LSD kullanımı çoğu zaman önceden tahmin edilemeyen ve önemsenmesi gereken bir çıldırma riskiyle beraber anılmaktadır. Bunun yanında kalıcı beyin yıpranmaları da küçünsenmeyecek risklerdendir.
Klinik araştırmalar incelendiğinde, kronik problemsel etkileri, yaşandığı takdirde, çoğunlukla zaten var olan, madde alımından önce de mevcut psikolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bir LSD fenomeni “flashback” ( geriye dönüş) halen hafifsenmiyecek kadar kötü sonuçlar yaratmaktadır. Genellikle yaşanan veya korkulan geriye dönüş tecrübeleri çoğunlukla abartılı olsalar da bazı kullanıcılarda görülen “Halüsinasyonların sebep olduğu algılama bozukluğu” üzerine çalışmalar devam etmektedir. Yapılan detaylı araştırmalarda LSD kullanıcılarının şiddetli patlamalara ve garip davranışlara eğilimleri ortaya çıkmıştır. Uçacaklarına inanarak binaların tepelerinden atlayabilirler. Kör olana kadar güneşe bakabilir, gözlerini yuvalarından çıkarabilir ve hatta cinayet işleyebilirler. Ayrıca, 30 gram LSD 300.000 doz için yeterlidir. Bir toplu iğne başı kadar LSD; kullanan şahıs kendisinden geçmesini sağlaması için yeterlidir. Eğer bu miktar biraz fazla alınacak olursa, insanı çıldırtır. Bunun devamında ise intiharlar ve cinayetler gelmesi kaçınılmazdır.
LSD, ilk defa 19 nisan 1943 yılında Albert Hoffman tarafından Artur Stroll’un çavdar üzerinde yatişen bir tahıl mantarı olan ergottan türettiği ergotamineden sentezlendi. LSD oksijen,morötesi ışık ve çözelti içinde klora karşı duyarlıdır ve ışık ve nemden uzak tutulursa uzun yıllar dayanabilir. Saf haliyle kokusuz, renksiz ve hafif acı bir tada sahiptir. LSD yaygın olarak emici kurutma kağıdı, şeker kübü ve jelatin üzerinde ağız yoluyla alınır. Sıvı halinde damar içi ya da kas içi enjeksiyon ile de vücuda alınabilir. LSD çok etkilidir ve eşik dozu 20-30 mikrogramdır.
1947 yılında Santos labratuarları tarafından Delysid adıyla çeşitli psikiyatrik kullanım amaçlarıyla piyasaya sürülmüş bir ilaçtır. LSD hızlı bir şekilde umut veren bir tedavi ajanı olarak görüldü. CIA, 1950lerde LSD’yi kimyasal silah ve akıl kontrolü için uygulanabilir olduğunu düşündü ve MKULTRA araştırma programı kapsamında genç askerler ve öğrenciler üzerinde denendi. Sonrasında 1960’larda batı dünyasındaki genç nesilin eğlence amacıyla ilacı kullanması politik tartışmalara yol açtı ve sonrasında ilaç yasaklandı. Halen kimi kurumlar LSD ve benzeri uyuşturucuların tıbbî ve ruhanî kullanımı için yapılacak araştırmalar için fon ayırmakta, teşvikte bulunmakta ve koordine etmektedir.
Mayıs 6th, 2012
YENİ SİLAH BEYİN Mİ?

YENİ SİLAH BEYİN Mİ?
Son elli yıldır, zihin kontrol çalışmaları, psikolojik savaş yöntemleri dünyanın
iki süper devletinin gündemine oturmuş durumda… Zihinsel dalgaların,
elektromanyetik dalgaların insan beynini
etkilediği bir gerçek…Bakın Prof. Dr. Haluk Nurbaki bu konuda ne demiş:
“Düşünelim ki, hali vakti yerinde, zengin, her istediğini alabilen mutlu bir
insan var. Ama bu insanı akşamleyin evine geldiği zaman bir huzursuzluk
kaplıyor. Bunun sebebi, bu kişinin sahip olduğu imkanlara komşularının sahip
olmaması üzerine komşularından gelen zihinsel dalgalardır. Daha önemli bir şey
söyleyeyim, sevgisini kaybetmiş toplumlar içerisinde yaşayan insan, orada
bulunduğu müddetçe zihni frekansları, sevgi yayınlarını kendiliğinden iptal
eder. Toplumdan gelen kavga, huzursuzluk yayınları o kişinin de beynini işgal
eder, onu da rahatsız eder. Dolayısıyla gerek bir alet vasıtasıyla, gerek
şeytan-manevi etki- vasıtasıyla ve gerekse insan vasıtasıyla dalga
hareketlerinden etkilenmek mümkündür.
Her harf ayrı bir frekans yayar. Harfler düşünce haline geldikten sonra, yayın
başlar. Yani ben mesela,”akrep” dedikten, beş harfi bir araya getirdikten sonra
yayın haline geçer. Ondan önce yayın yoktur. Mesela “A” harfi bir hiçtir.
Herhangi bir şeyi sesli olarak düşünmeden yani sessiz olarak düşündüğünüzde de
bir yayın söz konusudur. Bu kanalla düşüncenin tespiti mümkün ama imkansız
denecek kadar çok zor bir hadise…”
“Elektronik haberleşme alanında gerçekleşen akıl almaz ilerleme, bireyin özel
hayatı için büyük bir tehlike yaratmaktadır.” Diyor, ABD Federal Mahkeme
Başyargıcı Earl Warren…
CIA da, senelerdir, “Uyuyan Güzel” kod adlı bir araştırma operasyonu
yürütülüyor. Amaç:
“İnsan beyninin uzaktan kumandası, yönetilmesi ve yönlendirilmesi!” CIA bu
yöndeki çalışmaların sürdürüldüğünü ve son derece olumlu sonuçlar alındığını
resmen açıklıyor. Servis hedefini anlatmak için örnekler veriyor:
Toplu bir ayaklanma halinde, karşı gösteri halindeki insanları kontrol altına
almak, sakinleştirmek, teslim olmalarını sağlamak…Bir teröristin uzaktan
kumandayla etkisiz hale getirilmesini sağlamak… Nasıl olacak bu iş?
Elektromanyetik ışınlarla beyinin bazı hücrelerini yok ederek veya bir süre için
uyuşturup etkisiz hale getirerek…
Hedef beyin! İnsan beynini uzaktan kontrol altına alma çalışmaları
Kaliforniya’daki laboratuarlarda, Moskova üniversitelerinin deney odalarında
sürdürülüyor.
Fareler, kediler, köpekler üzerinde başarılı olan yeni silahlar, insanoğlunu
yönlendirmeye hazırlanıyor.
Elektromanyetik ışınlar; metal, beton, su gibi engelleri rahatça aşabiliyor,
yüzlerce metre uzağa iletilebiliyor. İnsan beyni hedef alındığı zaman, beyinin
en en iyi koruma altındaki bölümlerine dahi ulaşabiliyor, etki yapabiliyorlar!
İşte yarınların istihbarat silahı bu.
Pentagon’un iddialarına göre, Ruslar bu alanda daha ileri gitmeyi, Amerikalıları
geride bırakmayı başarmışlar. 1985’ten beri, bir kilometre mesafeden etkili
olan, portatif ışın tabancasını istihbaratçılara ve askerlere teslim etmişler.
DİGİTAL TERÖRİZME DOĞRU
Beynin uzaktan kontrolü ve yönlendirilmesi olarak tanımlanan digital terörizm,
insanlığa yönelik yeni bir tehdit mi oluşturuyor?
Kapsamlı ve ciddi bir şekilde, ilk olarak John St. Clair Akwei adındaki bir
amerikan vatandaşının, 1996 da Amerikan Ulusal Güvenlik ajansı(NSA) aleyhine
açtığı bir davayla gündeme gelen, uzaktan düşünceleri okuma ve yönlendirme
teknolojisinin, gizliden gizliye kullanıldığını kanıtlayacak pek çok delil artık
mevcut….
Akwei, NSA’nın kendisini sürekli takip edip davranışlarını kontrol ettiğini
iddia etmişti, mahkemeye yüzlerce sayfalık delil sunmuştu.
Kısmen kanıtlanan iddialara göre NSA, bunu “sinyal istihbaratı” adı verilen bir
sistemle yapıyor. Bu sistem, dünyada elektrik taşıyan her şeyin çevresinde
manyetik alan olduğu ve alanların
elektromanyetik dalgalar yaydığı teorisine dayanıyor. NSA nın geliştirdiği
sistemle, uydular aracılığıyla, dünyanın neresinde olursa olsun, bir canlıyı
kontrol altına almak ve izlemek mümkün…
NSA’nın sinyal istihbaratının ilk aşaması, kontrol altına alınacak kişinin
elektromanyetik dalga boyunun tespit edilmesi. Herkese göre değişen ve 3-50
Hertz arasındaki elektromanyetik dalga boyutunun tespitinden sonra, bu dalga
boyu bilgisayara giriliyor ve artık 24 saat o kişi uydular ve çeşitli araçlar
aracılığıyla şüpheli kişideki elektriksel hareketleri analiz eden NSA, kişinin
beyin haritasını çıkararak düşüncelerini de okuyabiliyor. Konuşma merkezindeki
elektrik akımının analizi sayesinde, hedef kişinin sözleri dahi tespit
edilebiliyor, görme merkezi analiziyle kişinin gördüklerine ulaşılabiliyor.
Sinyal istihbaratı sistemi tersten de kullanılıyor. Bu teknolojinin ürperten
boyutu da, aslında burada yatıyor. Yani bir kişinin elektromanyetik dalgalarına
kilitlenip uydu aracılığıyla yapılan
takip, onu yönlendirmede de kullanılabiliyor. Hedefin beynindeki çeşitli
merkezlere gönderilen elektromanyetik sinyallerle kişinin görme, işitme,
koklama, hareket etme gibi her türlü duyu ve
davranışı değiştirebiliyor. Gönderilen sinyaller sayesinde hedef kişi,
başkalarının duymadığı sesleri duyabiliyor ya da görüntüleri görebiliyor.
Burada, yukarıda değindiğimiz bir noktanın altını tekrar çizmekte yarar var:
Beyindeki elektromanyetik dalga frekansı her insanda farklı olduğu için, belirli
bir kişiye gönderilen görüntü, ses ve benzeri sinyalleri diğer insanların
hissetmesi mümkün olmuyor. Bu
nedenle elektromanyetik tacize maruz kalan kişilerin itirafları, yeterli delil
olmadığı için tamamıyla kanıtlanamıyor.
PANDORA PROJESİ BAŞLANGIÇ OLDU
Uzaktan beyin okuma ve yönlendirme teknolojisinin doğuşu Batı’da olsa da, bu
teknolojinin temellerini atan Sovyet Rusya oldu. 1960-65 arası Moskova’daki
büyükelçilik binasında görevli Amerikalı personelin (Amerikan elçisinin daha
sonra ölmesini de içeren) çeşitli fiziksel ve zihinsel hastalığa neden olan
elektromanyetik sinyallerle kuşatıldığının farkına varılmasıyla, bu teknolojiden
haberdar oldu. Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı’nda Bilim Danışmanı olarak görev
yapan dr. Stephan Possony, ABD nin bu alandaki ilk kapsamlı projesi olan PANDORA
projesinin nasıl başlatıldığını sonradan şu sözlerle açıklayacaktı.
“Moskova’daki elçinin ve diğer çalışanlardan bir çiftin, lösemi nedeniyle
ölmesinden sonra orada ne olduğunu çok dikkatli araştırmamız için ani bir emir
geldi. Dev bir proje yürürlüğe
girdi.Bu tümüyle Pandora projesi olarak bilinen hale geldi ve bu CIA’yi, İleri
Araştırma Proje Ajansı (ARPA) nı, devlet departmanını , donanmayı ve orduyu da
içeren TUMS, MUTS ve BAZAR
Projeleri gibi çok sayıda paralel projeyi kapsıyordu.
Sonradan Moskova Sinyalleri olarak adlandırılan elektromanyetik sinyallerin,
Amerikan elçiliğini hergün hedeflediğini söyleyen Dr.Possony, ARPA nın 20 Aralık
1966 tarihli”çok gizli” notuyla bu
projenin önemini gösteriyor. Dr. Possony,”Tehdidin ne olduğunu belirlemek için
Beyaz Saray, ABD haberalma heyeti vasıtasıyla, Devlet departmanı, CIA ve savunma
bakanlığı içinde bir araştırma çalışmasının yürütülmesi için direktif verdi.
Ulusal programın koordinasyonu “TUMSé kod adıyla Devlet departmanı tarafından
yapıldı. ARPA, insan üzerinde düşük seviyeli elektromanyetik radyasyon etkileri
bulunan ve potansiyel
tehditlerden birisiyle ilgilenen tüm programın seçilmiş bir kısmında temsil
edilmekte ve bunu üzerinde araştırma yürütmektedir. Bu not “pandora” diye
adlandırılan bu programdan elde edilen ilk sonuçları özetlemektedir.” Diyor.
ABD bu yeni teknolojiyi tanımaya ve geliştirmeye çalışırken, 1974 yılında, V.P.
Kaznacheyev adındaki bir bilim adamı, ölümün uzak bir mesafeden ultraviyole
ışınlarının nakledilmesiyle
gerçekleştirilebileceğini kanıtladı. Aynı yılda bir Çek mühendis, Robert Pavlita
ise böcekleri uzak bir mesafeden “psikotronik” cihazlar kullanarak
öldürebildiğini gösterdi. CIA’nın Pavlita’nın
çalışmalarıyla ilgili raporlarına göre, bu bilim adamı insanda güçlü psikolojik
rahatsızlıklara ve ölüme neden olacak kapasiteye sahip olan, biri 320 km.,
diğeri daha uzun mesafeden etkili olan iki “psikotronik ” silah geliştirdi.
NÖRO-ELEKTRO MANYETİK SİLAHLARIN ETKİLERİ
Nöro-elektromanyetik silahların insan üzerinde kullanılmasıyla ortaya çıkan
etkiler, silahların geliştirlmesinde habersizce denek olarak kullanılanların
psikolojik yardıma ihtiyaç duymalarıyla
ortaya çıktı. Bu etkilerin bazıları şöyle:
Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları Duyulan sesin yönü, şiddeti ve içeriğinin
değişmesi.
Göz kapaklarını denetleyerek konuşmanın bozulması. Şiddetli kalp çarpıntısı.
Zahmetli işler sırasında omuzları ve kolları zorlanarak kazalara neden olma. Bir
şey yaparken dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel olma. Bacaklarda ağrı ve
gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı sertleşme. Ayağın zor
ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarmalar.
*Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar.
*El hareketlerinin kontrol edilmesi
*Düşüncelerin okunması ve ya dışarıdan düşünce iletilmesi.
*Rüyaların denetlenmesi.
*Hareket eden hayali görüntüler görülmesi.
*Göz kapaklarının sürekli açık tutturulması.
*Sürekli kulak çınlaması.
*Çene ve dişlerin neden yokken titremesi.
Mayıs 6th, 2012
Elektromanyetik casusluk ve TEMPEST

Kullandığımız bilgisayarlar internete ya da bir ağa bağlı değilse bilgilerimizin ele geçirilemeyeceğini düşünürüz. Oysa havada yayılan elektromanyetik dalgaları kopyalayarak , ağa bağlı olmayan bilgisayarlardaki bilgileri ele geçirmek de çok zor değil. Bu korsanlığın önüne geçmek TEMPEST yöntemiyle mümkün.
Bilgi casusları, özel frekans tarayıcıları kullanarak 25 ile 100 metre uzaklıklara varan mesafelerdeki bilgisayar ekranlarında yer alan görüntüleri, hatta bilgisayardan yazıcıya gönderilen dokümanları, elektromanyetik dalgaları kopyalayarak ele geçirebiliyor.
Mutfaktaki mikserin veya mikro dalga fırının yaydığı elektromanyetik dalga önemli değildir. Ama sözkonusu alet şifre çözen elektronik bir aygıt veya önemli bilgileri barındıran bir bilgisayarsa bunlardan yayılan elektromanyetik dalga çok önemlidir. Nitekim bu bilgiler bir şekilde havada yayılırken çeşitli cihazlar yardımı ile yakalanıp deşifre edildiğinde, o önemli bilgileri elde etmek çok zor değil.
1950’li yılların başında ABD hükümeti, yaptırdığı araştırma ve deneyler sonucunda elektromanyetik dalgaları yakalayıp tekrar yapılandırılabilen teknolojiyi geliştirmeyi başardı. Ardından özellikle ABD Savunma Bakanlığı’nda önemli verileri aktaran ve kayıt eden aletlerden bu bilgilerin elektromanyetik dalga yolu ile sızmasını engellemek için TEMPEST (Transient Elektromagnetic Pulse Emanation Standard) adını veren teknolojiyi geliştirdi.
TEMPEST Nedir?
TEMPEST, elektromanyetik darbe sızıntı standardı anlamına geliyor. Bu standart; elektronik cihazların elektromanyetik yayınım sınırlarını, zırhlama ve ekranlama standartlarını belirliyor. TEMPEST teknolojisinin amacı, bir bilgisayarın veya herhangi bir elektronik aygıtın çalışması esnasında yaydığı elektromanyetik ışınımların üçüncü bir kişi tarafından alınmasını veya elde edilen işaretlerin işlenerek söz konusu elektronik aygıtın işlediği bilgilere ulaşılmasını engellemek.
Özellikle ABD, İngiltere, Almanya gibi devletler tarafından, askerî ve gizli bilgileri muhafaza etmek amacıyla bilgisayar ve çevre birimleri (yazıcı, tarayıcı, monitör, yedekleme ünitesi vb) ile üretilen bilgilerin, elektromanyetik dalga ile gözlenmesini engellemek için başarıyla kullanılıyor. Bu standardın lisans hakkı, sadece ABD Hükümeti ve NATO tarafından veriliyor. Bugün, dünyada 50 kadar firma, TEMPEST adı verilen bu güvenlik standardına uygun donanım üretiyor.
Elektromanyetik dinleme nasıl oluyor?
Elektronik cihazlarda işlenen işaretler hava yolu ile, elektrik dağıtım şebekelerinden gürültü olarak veya kabloların yüzeylerinden iletilen elektromanyetik dalgalar yolu ile yayılır. Yayılan bu işaretler, geliştirilen özel anten ve elektromanyetik dalga alıcısı cihazları ile toplanarak, uygun bir işleme devresinden geçirilerek (filtreleme, şiddetlendirme, eksik kısımları yeniden oluşturma, sayısal işaret işleme gibi) kullanılabilir şekle getirilir.
HESABI BOŞALTABİLİRLER
Daha iyi anlaşılabilmesi için konuyu örnek bir senaryo ile anlatacak olursak; içi elektromanyetik dinleme aygıtları ile donatılmış (Anten, TEMPEST receive ve sayısal işaret işleme yapabilen bilgisayar) bir kamyonet herhangi bir banka şubesinin yakınına park eder. Dinleme yapabilmek için gerekli düzeneklerini hazırladıktan sonra banka içinde çalışmakta olan herhangi bir memurun bilgisayarının yaydığı işaretleri yakalayarak işlemeye başlar. O anda hesabında yüklü miktarda para olan bir müşterinin işlemlerini yapan memurun ekranındaki görüntülerin kopyasını alan saldırgan kısa sürede emeline kavuşur. Normalde saldırgan bir şekilde ağa bağlanıp da bu bilgileri ele geçirmek için uğraşsaydı işi daha zor olabilirdi. Çünkü banka memurunun bilgisayarındaki bilgiler şifrelenmiş olarak saklanmakta veya ağ üzerinde dolaşmakta olacaktı. Hesap bilgilerini içeren şifreli dosya yakalanmış olsa bile şifreleri çözmek ya imkânsız ya da çok uzun sürecekti.
Soğuk savaşın bitmesinden sonra bütün dünyada bilgi casusluğu boy göstermeye başladı. Bilgiyi ele geçirmek için her türlü teknolojik gelişmelerden yararlanıldı. Artık sadece internete bağlı bilgisayardan bilgi çalmakla yetinmeyen casuslar elektromanyetik dalgalarla yayılan bilgileri de ele geçirmeye başladı. Elektromanyetik dalgaların dinlenebilmesi ile ortaya çıkan bu güvenlik sorunu, sadece savunma sistemleri için değil, özel sektör kuruluşları için de büyük risk oluşturuyor. Bu sistemi kullanan sanayi casusları, rakip firmanın geliştirdiği teknolojileri ele geçirmek için çaba sarf ediyor.
Elektromanyetik dinleme nasıl engellenir?
Sıradan kullanıcıları dinlemek için pahalı bir teknoloji olan elektromanyetik dinleme aygıtlarının bilgileri çalmasını engellemek için özel tekniklerle izole edilmiş TEMPEST uyumlu elektronik aygıtlar kullanılmalı. Çalışılan bina ya da bilgisayar ve elektronik aygıtların bulunduğu veri merkezleri “Faraday Kafesi” içine alınmalı ya da bir iletken zırhı kılıfı ile izole edilmeli. Şebeke toprağı dışında sistem ayrıca topraklanmalı. Yayılan dalgaları gürültü ekleyerek anlaşılmaz kılmalı veya aletlerin çalışma temelini değiştirerek yayılan işaretleri işlenen bilgiden arındırmalı.
Türkiye’de TEMPEST
Türkiye’de ASELSAN ve TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) TEMPEST projeleri ile uğraşıyor. UEKAE elektromanyetik sızıntıları izole edilmiş bilgisayar hatta elektrik prizi bile üretirken, ASELSAN çeşitli askeri iletişim malzemeleriyle, ağ kripto ürünleri geliştiriyor. Bunun yanında Türkiye’nin yurtdışı konsolosluk ve elçiliklerinde kripto aygıtları “Strong Room” adı verilen TEMPEST zırhlı odalarda çalışırken, Genelkurmay Başkanlığı’nın da olduğu yüksek güvenlik gerektiren kurumlarda TEMPEST uyumlu bilgisayarlar yıllardır var.
UEKAE-ETTM tarafından tasarlanan TEMPEST PC MST 401-1 standardının (AMSG 720B eşdeğeri) koşullarını sunmaktadır ve SDIP-27 standardına göre Seviye A cihazıdır. Bu cihaz kullanılarak ÇOK GİZLİ seviyesine kadar gizlilik dereceli bilgi bütün bölgelerde güvenlikle işlenebilir.
ABD hükümeti TEMPEST projesini büyük bir gizlilik içinde yürüttüğü için TEMPEST teknolojisi ve elektromanyetik dalga aracılığı ile dinleme veya bilgi hırsızlığı yapma konularında yeterince ayrıntılı teknik bilgiye sahip olmak şimdilik çok zor.
Nisan 15th, 2012
Nisan 8th, 2012
Bill Gates | Bilim-Teknoloji
William Henry “Bill” Gates III, ya da daha çok bilinen adıyla Bill Gates, 28 Ekim 1955 Seattle doğumlu ABD‘li iş adamıdır. Evli ve üç çocuk babasıdır.
Gates, Microsoft şirketinin kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını yapmaktadır. Forbes dergisine göre 2009’da Gates dünyanın en zengin (US$60.0 milyar) kişisiydi.
Amerikalı girişimci Gates iki kişilik şirketini (Microsoft) başta gelen bir yazılım şirketine dönüştürdü. Gates 20. yüzyılın son döneminde en başarılı şirket patronlarından biri oldu.Seattle/Washington‘da avukat bir babayla öğretmen bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Gates, henüz oniki yaşındayken özel bir okulda ilk informatik (bilişim) kurslarına gitti. Okul arkadaşı Paul Allen ile birlikte boş zamanlarını çoğunlukla bilgisayar yazılımları üzerinde çalışarak geçiriyordu.
Yakınlarındaki bir şirketin büyük bilgisayarını para ödemeden kullanabilmek için, iki arkadaş kullanıcılar için yazılım hatalarını arayıp buluyorlardı. Bu şekilde bilgisayar konusunda uzmanlaşan öğrenciler, 1972‘de ilk şirketlerini (Traf-O-Data) kurdular. Bu şirket bir trafik sayım ve kontrol sistemi için yazılımlar üreterek hemen 20.000 dolarlık satış yaptı. Gates bundan bir yıl sonra TRW adlı silah işletmesinde staj gördü.
Kişisel bilgisayarlar 70’li yılların ortasında henüz gelişimlerinin ilk aşamasında bulunuyorlardı.MITS şirketinin Altair adını verdikleri en önemli numunesi henüz tekbiçim, kullanılabilir bir yazılıma sahip olmayıp ancak tamamlanmamış bir işletim sistemine sahipti. Gates ve Allen’ın, Altair için 1974‘te geliştirdikleri yazılım dili BASIC sayesinde bilgisayar kullanıcıları programlarını kendileri yazabiliyorlardı. MITS şirketi genç araştırmacılardan pazarlama ruhsatını satın alarak kendilerine sistemi daha da geliştirmeleri için sipariş verdi. Gates bunun üzerine tahsilini bırakarak Allen ile birlikte Albuquerque/New Mexico‘da Microsoft adlı şirketi kurdu.
Microsoft, kendini sebatla mikro bilgisayarlar için yazılımı geliştirmeye adayan ilk işletmelerden biridir. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra General Electric gibi şirketler, devamlı müşterileri arasında bulunmaktaydı. Gates 1977‘de, aletlerini BASIC ile donatabilmek amacıyla, Apple,Tandy ve Commodore gibi PC (Personal Computer - Kişisel Bilgisayar) üreticileriyle lisanssözleşmeleri imzaladı. Ayrıca FORTRAN, COBOL ve Pascal gibi yazılım dillerini geliştirmekle, Microsoft’a bir üstünlük ve uluslararası pazar yolunun kendilerine açılmasını (1978‘den sonra ilkin Japonya olmak üzere) sağladı. Gates 1979‘da yalnızca 13 çalışanıyla yaklaşık 3 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirebildi.
PC’ler için yazılması gereken işletim sistemi teklifinin Gary Kildall tarafından reddedilmesinin ardından IBM, Gates’e yöneldi. Gates, Seattle Computer Products(SCP) şirketinden 50.000 USD karşılığında DOS işletim sistemini satın aldı ve SCP’de DOS yazılımcılarından biri olan Tim Paterson’ı kadrosuna dahil etti. DOS işletim sistemi IBM’in ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilerek MS-DOS adını aldı. MS-DOS (Microsoft Disc Operating System - Diskli İşletim Sistemi) 80’li yıllarda dünya çapında satış rekorları kırdı (120 milyon nüsha). Gates akıllıca bir öngörüyle haklarını mahfuz tutarak diğer donanım üreticilerine de satış yapabildi. Bunu izleyen zamanda giderek daha çok şirket IBM ile bağdaşan aygıtları piyasaya sürünce, geliştirdikleri işletim sistemi bütün bilgisayarlar için tekbiçim hale geldi. Bu arada 1.000 çalışanı olan şirket, 80 li yılların ortasından sonra Avrupa’da şubeler kurdu. Şirketin başkanlığını yürüten Gates, tutarlı ekip çalışmasına ve katı bir verim ilkesine önem veriyordu. Bütün çalışanların verimleri altı ayda bir değerlendirilmekteydi.
Gates işletim sistemine paralel olarak uygulama yazılımları alanında da son derece başarılı çalışmalar ortaya koyuyordu. Multiplan Çizelge Hesap Yazılımından (1982) sonra, 1983‘te ilk kez fareyi (mouse) kullanan Word adlı metin işleme sistemini başlattı. Özellikle Word Avrupa’da çok satılırken, ABD’de Lotus 1-2-3 ve WordPerfect adlı rakipleri karşısında, ancak yavaş yavaş başarıya ulaşabildi.
Microsoft’un yazılım alanındaki kesin başarısı, Apple şirketinin kendilerine verdikleri siparişle gerçekleşti. Macintosh adını verdikleri örnek oluşturacak nitelikteki bilgisayar için çeşitli uygulama sistemleri (örneğin Word ve Excel) geliştirildi. Gates şirketini 1986‘da anonim şirkete çevirdi. Aradan çok geçmeden yalnız kendi payının (% 45) borsa değeri 1 milyar doların üzerindeydi.
MS-DOS işletim sisteminin grafik bir iyileştirmesi olan Windows‘un geliştirilmesi çalışmalarına Gates 1985 yılında başlamıştı. Windows’u piyasaya sürdükten (1987) üç yıl sonra bir pazarlama kampanyasıyla başarılı oldular. Microsoft bu sistemi sürekli olarak daha ileri yazılım elemanlarıyla genişletiyordu. Gates özellikle Windows’u daha basit ve daha kullanışlı bir biçime sokmaya önem veriyordu. Microsoft 1993‘te tartışmasız piyasanın lideriydi (yıllık ciro: 36 milyar dolar; borsa değeri: 140 milyar doların üstünde). Gates’in kişisel serveti yaklaşık olarak 62 milyar (2007 Son Ay Forbes göre) dolar olarak tahmin edilmektedir.
Reklam
Bill Gates 2008 yılında Microsoft’un reklamlarında yer aldı. Reklamda Gates’in 1977 yılında tutuklandığı resim kullanıldı. Ayrıca ünlü komedyen Jerry Seinfeld de bu reklamda yer aldı. İkinci reklamda ise yine Gates ve Seinfeld var idi, ancak bu sefer bir evde yemek yiyorlardı.
Servet
Bill Gates, Dünya’nın en zengin insanlarından biri olarak görünür. Evinin büyüklüğü 5000 m2 olan Gates evinde ünlü ressam Da Vinci’nin el yazma kitaplarını bulundurmaktadır. Saniyede 250$ kazanmaktadır.
Microsoft şirketi ve geliştirdiği projeleri
Masaüstü yazılımlar
Sunucu yazılımları
Teknolojiler
Web mülkiyeti
Oyun
Donanım
Eğitim
Lisanslama
Eleştiriler
Davalar
Yönetim kurulu
Microsoft Corporation (NASDAQ: MSFT), Windows, Xbox gibi ürünleriyle tanınan, ABDmerkezli büyük yazılım ve bilişim şirketidir.
Şirket 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde iki üniversite öğrencisi tarafından kurulmuştur. Bu iki girişimcinin vizyonu “her ev ve her masada bir bilgisayar“dı.
Popular Electronics dergisinin 1 Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8800 bilgisayar sisteminin tanıtımını okuduktan birkaç gün sonra Bill Gates bilgisayarın tasarımcısı MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) ile temasa geçti. Ekibi ile birlikte Altair 8800 üzerinde çalışan BASIC yazılımlama dili geliştirdiklerini belirtti. Paul Allen MITS‘e yazılımın tanıtımını yapmaya gitti. Paul Allen Altair 8800’i daha önce kullanmamış olmasına karşın tanıtımı başarılı oldu. Tanıtımın sonunda MITS Bill Gates ve Paul Allen’dan Altair bilgisayarları için BASIC yazılımlama dilinin telif hakkını satın aldı. Karlı bir iş fırsatı yakaladıkları düşüncesiyle Bill Gates Harvard Üniversitesi‘ndeki hukuk eğitimini yarıda bırakıp New Mexicoeyaletinin Albuquerque şehrinde Microsoft şirketini kurdu.
Şirket ilk uluslararası bürosunu 1 Kasım 1978‘de Japonya‘da açtı. 1 Ocak 1979‘da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.
Aradan geçen yıllar ile Microsoft bir dünya devi olmuş, sahibi Bill Gates’i dünyanın en zengin kişisi haline getirmiştir. Ancak bu zenginliği herkesin düşündüğü şekilde sadece geliştirdiği işletim sistemini satarak değil ayrıca sektörde ki büyük açıkları kapatabilecek nitelikte yazılan yazılımların daha kendisi için tehlike teşkil edecek aşamaya getirmeden satın almasıyla başarabilmiştir.
Microsoft artık sadece bir yazılım şirketi değil ayrıca iş ve eğlence dünyası için geliştirdiği donanımlar ilede adından söz ettirmektedir. Visual Studio ve FSX gibi büyük ve önemli çalışmaları da bulunmaktadır.
Microsoft’un grafik arabirimli güncelliğini halen koruyan işletim sistemleri;
- Windows 95
- Windows 98
- Windows 98 Second Edition
- Windows ME
- Windows 2000
- Windows Server 2003
- Windows XP
- Windows Vista
- Windows Server 2008
- Windows 7
- Microsoft Dynamics
Mark Zuckerberg Babası bulundu :D
Nisan 8th, 2012
Google’s Project Glass
Google’s Project Glass
“We think technology should work for you—to be there when you need it and get out of your way when you don’t. A group of us from Google[x] started Project Glass to build this kind of technology, one that helps you explore and share your world, putting you back in the moment,” says Google.

One of the people who used the glasses said that ”they let technology get out of your way. If I want to take a picture I don’t have to reach into my pocket and take out my phone; I just press a button at the top of the glasses and that’s it.”
In February, New York Times reported that “the glasses [could] go on sale to the public by the end of the year. (…) The people familiar with the Google glasses said they would be Android-based, and will include a small screen that will sit a few inches from someone’s eye. They will also have a 3G or 4G data connection and a number of sensors including motion and GPS.” Seth Weintraub found that “the navigation system currently used is a head tilting-to scroll and click, (…) I/O on the glasses will also include voice input and output, and we are told the CPU/RAM/storage hardware is near the equivalent of a generation-old Android smartphone”.
It will be interesting to see if Google will actually sell these smart glasses. There are a lot of issues that need to be solved before releasing a commercial product: from battery life to packaging so much technology in a such a small product, from improving Google Goggles to handling real-time video streaming.
Nisan 8th, 2012
Webmaster | Hazır sistemler / Script
Web sunucu üzerinde Hazır sistem Kurulumu
Localhost
Bir multiplayer oyunu, sunucu olarak çalışan bilgisayarda oynamak için, bu ip adresi kullanılır.
Bilgisayarın kendisine TCP/IP üzerinden erişmesini sağlamak için, loopback aygıtı adı verilen sanal bir ağ kartı oluşturularak, giden veriler bu adrese yönlendirilir.
WAMP, Windows işletim sistemi üzerinde Apache, MySQL ve PHP kurulumunu bir arada sunan bir tümleşik sistem yazılımıdır. Kurulumları otomatik yaptığı gibi açık kaynak olarak geliştirilen bu sistemin düzenlenmesi de mümkündür. WAMP ismi; Windows, Apache, MySQL, PHP platformlarının baş harflerinden gelmektedir. Linux‘ta kullanılabilen LAMP’in Windows alternatifi olarak da adlandırılabilir.
Webmaster web sitesi geliştiren kişi anlamında kullanılan bir terimdir. İngilizcedeki master kelimesi bu terimde uzman anlamında kullanılmaktadır. Webmaster’lar, yazılım, grafik, animasyon, sunucu taraflı işlemler vb görevlerde uzman olan kişilerin oluşturduğu ekipte koordinasyon sağlama görevi alabilirler.
Webmaster’ların çalışma biçimleri farklı koşullara göre değişmektedir. Bir firmada tam zamanlı bir çalışan olarak, bir projede proje bazlı bir görev alarak veya dışarıdan freelance iş alarak çalışmaktadırlar.
Maddi kazanç için değil hayır için bu işi yapanlar kendilerine Webservant derler. Webmasterlar, bir şirkete bağlı olarak ya da bağımsız çalışabilirler.
Webmasterların kullandıkları İnternet programlama dilleri
- ASP: Microsoft’un geliştirdiği bir teknolojidir.
- .NET: Microsoft’un geliştirdiği bir teknolojidir.
- AJAX: Bütün işlemleri tek bir sayfa içinde döndürür.
- CSS: Style dosyalarını içinde barındırır sayfa renk yazı fontu ve bunun gibi verileri burdan alır ve sayfaya uygular ayrı bir programlama dilidir.
- PHP: Web programlama dilidir.
- JavaScript: Bir betik (script) dilidir.
- HTML: Web işaretleme dilidir.
- ColdFusion: Bir web programlama dilidir.
- Python: Güçlü Programlama çatılarınıda barındıran bir programlama dilidir.
Alan adı (domain name), bir web sitesinin İnternet’teki adı ve adresidir. Bu adres olmadan bir İnternet kullanıcısı web sitesine sadece IP adresiyle ulaşabilir. Örneğin şu anda gezmekte olduğunuz sitenin alan adı wikipedia.org tur. Alan adları IP adresi denilen, bilgisayarların (sunucuların/serverların) birbirini tanımasını sağlayan numara sisteminin daha basitleştirilmiş ve akılda kalması için kelimelerle ifade edilmiş halidir.
Örneğin trpedia.com alan adı adres barına yazıldığında tarayıcı bu alan adını önce IP adresine çevirir, daha sonra kullanıcıyı bu IP adresine sahip bilgisayara yönlendirir. Dolayısıyla web sitesinin ziyaret edilebilmesi için kullanıcıların IP adresini bilemeyecekleri göz önünde bulundurulmalı ve siteye daha kolay ve akılda kalıcı bir alan adı alınmalıdır. Alan adı almak için bir İnternet servis sağlayıcısına gidilebilir veya web hosting (barındırma) firmasından müşteri için bir alan adı kaydetmesi istenebilir.
Aslında Alan adı satın aldığınız değil kiraladığınız bir hizmettir, bu yüzden dir ki en fazla 10 yıl olmak üzere alan adınızın süresini yenilemelisiniz, normal olarak en az bir yıl olarak kayıt edilen alan adları, 10 yıla kadar tescil edilebilir
Türkiye’de alan adları ODTÜ tarafından yönetilmekte ve tahsis edilmektedir, en fazla 5 yıl olarak tahsis edilebilir. www.godaddy.com
Kurum ve bireylere yönelik ;Kurumsal IT Danışmanlığı,Size Özel Çözümler (Tailor Made),Bakım ve Destek,Masaüstü Yazılımları,İçerik Yönetim Sistemi Yazılımları,Web Tabanlı Uygulamalar,Semantic (Anlamsal) Web, gerekse Veri Madenciliği ile Kişiye Özgü Sınav Sonuç Analizi çözümler için iletişime geçin projelerinize birlikte cevap verelim!İletişim
Nisan 8th, 2012
Bilgi güvenliğinde 10 altın kural
Bilgi güvenliği, bilgileri izinsiz erişimlerden, kullanımından, ifşa edilmesinden, yok edilmesinden, değiştirilmesinden veya hasar verilmesinden koruma işlemidir. Bilgi güvenliği, bilgisayar güvenliği ve bilgi sigortası terimleri, sık olarak birbirinin yerine kullanılmaktadır. Bu alanlar alakalıdırlar ve mahremiyetin, bütünlüğün ve bilginin ulaşılabilirliğinin korunması hususunda ortak hedefleri paylaşırlar, ne var ki aralarında bazı ince farklılıklar vardır. Bu farklar, ağırlıkla konuya yaklaşım, kullanılan yöntemler ve konstantrasyon bölgeleridir. Bilgi güvenliği, verinin mahremiyeti, bütünlüğü ve ulaşılabilirliği ile verinin biçiminden alakasız bir şekilde ilgilidir: elektronik, yazılı veya diğer biçimlerde.
Devletlerin başındakiler ve askeri komutanlar, askeri yetenekleri ile ilgili, ordu rakamları ve hareketleri gibi bilgilerin korunmasının önemini ve gerekliliğini uzun zaman önce anlamışlardı. Bu tür bilgilerin, düşmanın eline geçmesinin sonuçları felaket olabilirdi. Hükümetler, askeriye, finansal kurumlar, hastahaneler ve özel işyerleri, çalışanları, müşterileri, ürünleri, araştırmaları ve finansal durumları hakkında birçok bilgi toplarlar. Bu tür bilgilerin büyük bir bölümü artık elektronik bilgisayarlarda toplanmakta, işlenmekte , saklanmakta ve ağ üzerinden diğer bilgisayarlara aktarılmaktadır. Bir firmanın müşterileri, finansal durumu veya yeni ürün dizini gibi mahrem bilgileri, iş kaybına, yargılanmaya ve hatta iflasa götürebilecek bir güvenlik açığı sebebiyle rakip firmaların eline geçmeli midir? Mahrem bilgilerin korunması bir iş zorunluluğudur, ve çoğu durumda yasal bir gerekliliktir. Kişiler için bilgi güvenliğinin, Mahremiyet üzerinde önemli etkisi vardır ve kültürden kültüre büyük farklılık gösterir.
Geçtiğimiz yıllarda bilgi güvenliğinin alanı oldukça büyümüş ve gelişme göstermiştir. Bu alanda kariyer seçimi yapmak için birçok yeni iş alanı oluşmuştur. Bu alan uzmanlaşmak açısından birçok farklı alt sector yaratmıştır, Bilgi Sistemleri Denetlenmesi ve İş Devamlılık Planlaması bunlardan bazılarıdır.
Türk Standartları Enstitüsü TSE tarafından Türkçe’ye çevrilerek yayınlanan TS ISO/IEC 27001:2005 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı, bilgi güvenliğini üç başlık altında inceler:
- Gizlilik: Bilgilerin yetkisiz erişime karşı korunması
- Bütünlük: Bilgilerin eksiksiz, tam, tutarlı ve doğru olması
- Kullanılabilirlik: Bilgilere yetkililerce ihtiyaç duyulduğunda erişilebilir olması
Bu makale, bilgi güvenliğinin genel bir özeti ve temel kavramlarını içerir.
BAŞLICA VİRÜSLER
- 419 scam
- Adware
- AMTSO
- Anti-malware
- Anti-spyware
- Anti-virus
- Appender
- APWG
- ASC
- AVAR
- AVIEN
- AVIEWS
- Backdoor
- Backscatter spam
- Bacn
- Bayesian filter
- Behaviour blocker
- Blacklist
- Blended threat
- Blue screen
- Boot sector virus
- Bot
- Botherder
- Botnet
- Browser Helper Object
- Buffer overflow
- CAPTCHA
- CARO
- Cavity filler
- Chain letter
- Challenge-response
- Click fraud
- Clicker
- Command and control
- Companion virus
- Content filtering
- Cookie
- Cracker
- Crash
- Data diddler
- DDoS
- Debugger
- Decompiler
- Demilitarized Zone
- Dialler
- Dictionary attack
- Directory harvesting
- Disassembler
- DKIM
- DNS
- DNSBL
- DoS
- Downloader
- Drive-by download
- EICAR
- EICAR test file
- Emulation
- Encryption
- EULA
- Exploit
- False positive
- Family
- Fast Flux
- File infector virus
- Firewall
- Fork bomb
- Freeze
- Generic detection
- Greylisting
- Greyware
- Hacker
- Hacker tool
- Ham
- Heuristics
- Hoax
- Honeynet
- Honeypot
- Hosts file
- Iframe
- Intended virus
- Intrusion detection system
- Intrusion prevention system
- Joe-job
- Joke
- Keylogger
- Layered defence
- Logic bomb
- MAAWG
- Macro virus
- Malware
- Man-in-the-middle attack
- Markovian discrimination
- Mass-mailer
- Metamorphic virus
- Mid-infector
- Misinfection
- Mule
- Multipartite virus
- Obfuscation
- OCR
- On-access scanning
- Open redirect
- Opt-in
- Opt-out
- Packer
- Password stealer
- Patch
- Patch Tuesday
- Path
- Pharming
- Phishing
- Polymorphic virus
- Potentially unwanted
- Prepender
- Public Key Cryptography
- Pump-and-dump spam
- Ransomware
- Regedit
- Registry
- Replication
- Reverse engineering
- Riskware
- Rogue anti-malware
- ROKSO
- Rootkit
- Sandbox(ing)
- SEO poisoning
- Service pack
- Shellcode
- Signature
- Smurf attack
- Social engineering
- Spam
- Spam filter
- Spam trap
- Spamvertising
- Spear phishing
- SPF
- Spim
- Spoofing
- Spyware
- Stack overflow
- Stealth
- Trojan
- Twam
- Typosquatting
- Unpacking
- URIBL
- URL filtering
- Variant
- VGrep
- Virtualisation
- Virus
- Vishing
- VoIP spam
- Vulnerability
- Wabbit
- Walled garden
- Web bug
- Whitelisting
- WildList
- Worm
- Zero-day exploit
- Zip bomb
- Zombie
Nisan 7th, 2012
Nisan 4th, 2012
CEH | Certified Ethical Hacker | Etik Hacker



