Bookmark this site! Anasayfa Ekle!
Facebook Youtube Twitter  LinkedIn

Emrah Erdoğan 1989 Doğumlu olup istanbulun Gaziosmanpaşa ilçesinde ikamet etmektedir.

Habibler Anadolu Lisesi 2007 Bitirmiş olup 2007 yılında İstanbul Fakültesinde ÖSS sınavı Başarısız olmuşdur.

Bilişim Teknolojileri hedef alarak çok uluslu firmalarda halen çalışmalarını ve kariyer hedeflerini gerçekleştirme peşinde koşmaktadır...

Misyonum ve Vizyonum
İleri seviye bilgi ve teknoloji kullanımıyla müşterilerinin siber güvenlik
ve Yazılım Geliştirme konusunda ihtiyaçlarına birebir cevap veren proje ve çözümler üreterek çalıştığım kurumları siber tehditlerden korumaktır.

"Dünyayı değiştiremeyiz ama farklılık yaratabiliriz"

SORU SOR ? | Sosyal Medya | Kariyer | Projeler | Kurumsal | Enemies | Referans | Kaynaklar | İletişim
2:55 AM
Mayıs 27th, 2012

CIA’den korkunç zihin kontrol deneyi !

CIA’den korkunç deney!

50 yıl önce bir Fransız köyünde yaşanan korkunç olayların arkasından CIA çıktı!..

Amerikalı araştırmacı gazeteci H P Albarelli Jr.’ın iddiasına göre, 59 yıl önce Fransa‘nın güneyindeki bir köyde yaşanan korkunç olayların ardında CIAvar.


Albarelli Jr., Köy sakinlerinin çıldırmalarına, toplu histeri ve halüsinasyonlar yaşanmasına sebep olan şeyin CIA’in köylülerin ekmeklerine kattığı LSD olduğunu söylüyor.


16 Ağustos 1951’de yaşanan olayda en az beş kişi yaşamını yitirmiş, onlarca kişi akıl hastanelerine kaldırılmış ve yüzlerce kişi durumdan etkilenmişti.


Pont-Saint-Esprit’te yaşayanların hala etkisinden çıkamadığı bu korkunç olay “Le Pain Maudit” (Lanetli Ekmek) olarak anılıyor.


Albarelli Jr., yaptığı araştırmanın sonuçlarında elde ettiği belgelere dayanarak CIA’in LSD’nin etkilerini test etmek için bu yöntemi kullandığını açıkladı. Gazeteci, 1975 tarihli bir Beyaz Sarayraporunda da bu olaya atıfta bulunulduğunu söylüyor.


CIA’in “zihin kontrolü” deneyleri kapsamında gerçekleştirilen korkunç deneme için köyün ekmeklerine LSD katmış ve yaşananları izlemişti. Albarelli Jr., deneyin Amerikan ordusunun Özel Operasyonlar Birimi’nce yapıldığını iddia ediyor.


1951 yılında köyde yaşananlar tam bir kabus gibiydi. Bir çocuk bıçakla büyükannesine saldırırken, bir kişi uçak olduğu sanrısıyla kendisini ikinci kattan aşağı atmıştı. Köyün sokakları çıldırmış insanlarla doluydu.


Olayın halen hayatta olan mağdurlarından 71 yaşındaki Charles Granjoh, “Ölümden döndüm ve bunun sebebini bilmek istiyorum” diyor.


LSD

Lizerjik asit dietilamidi kısaca LSD ya da LSD-25, halk arasında asit olarak bilinir, yarısentetik psychedelic bir halüsinojendir ve değişen düşünce süreci, açık ve kapalı göz görselleri, birleşik duyum, değişen zaman algısı ve ruhani deneyimler gibi psychedelic etkileri ve 1960‘ların karşı kültüründeki yeri sebebiyle çok yaygın olarak bilinir. Tıp dünyasına göre bağımlılık yapmaz.

LSD genellikler ağızdan oral olarak alınır. Elde edilen LSD örneklerinin kuvvetleri doz başı yirmi ile seksen mikro gram arasında değişiklik göstermektedir. Bazen “mikrodot” tabletler veya “windovsplains” jelatin formlarında bulunsalar da, lSD genellikle “kağıt parça asit” olarak satılmaktadır. Farklı bir şekilde anlatmak gerekirsek, mürekkeple yazı yazıldığında fazla mürekkebi emen kağıt gibi renkli, parlak, çıkartma gibi veya emici kağıt tabakalarında emdirilmiş olarak, renkli tabletler veya emici kağıt şeklinde, su gibi renksiz sıvı ve ince jelatin karaleri şeklinde satılır. LSD’nin sokaktaki veya zamana göre değişik formlarını tanımlamak amacıyla her dozda ve tabakada değişik tasarımlar olduğu görülmüştür.

Halüsinojenler içerisinde en kuvvetli olandır. Algılama yapısını tamamen değiştirir ve kullanan kişiyi başka bir dünya’ya (hayaller alemine) yollar. LSD etki sürecince, kişiyi gerçek dünya’dan soyutlar. LSD, beyin üstünde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Kullanan kişinin ruh haline göre etki eder. Çok mutlu olan biri LSD kullandığında cennete gittiğini bile görebilmektedir. Ama mutsuz olan kişileri iyi olmayan bir hayaller alemine götürür. LSD, kuşlarla beraber havada uçmak, uzay yolculuğu yapmak gibi, kişi için imkansız olanakları birebir gerçekmiş gibi yaşatır. LSD kullanan kişi, hayatında önemli bir yeri olmuş olan insanları da tekrar görebilir, onlarla iletişim kurabilir. LSD etkisinde kişi, genellikle etkilendiği konular üzerine hayaller görür. Çevresinde ki nesneler de dahil, bu hayallere göre şekillenir. Her şey kişinin hayal kurmasına bağlıdır. LSD, bilinçaltında olan, eskiden yaşanmış olayları tekrar yaşa manıza/görmenize bile sebep olabilir. LSD etkisinde olan biri her türlü nesneyle iletişim kurabilir ve o nesnelerin onla diyaloğa girdiğini işitebilir.

Albert Hoffman’ın 1943 yılında, LSD’nin fizyolojik ve ruhsal etkilerini kendi üzerinde denemiş ve gözlemlerini yazmıştır.

“19 Nisan 1943 Pazartesi günü saat 16.00’da Lysergic Acid Diethylamide Tartarat’ın %0,5 santimetre küp 0,25 miligram LSD içeren tatsız, yavan sıvıyı içtim. Saat 17.00’da baş dönmesi, endişe, kaygı ve tedirginlik başladı. Görmem bozuldu, düşüncelerim dağıldı, içimden gülmek isteği geliyor, anlamlı konuşmak için büyük çaba sarf ediyorum, görme alanım sanki karşımda, eşyaların biçimi değişiyor, çevremi lunaparklarda olduğu gibi olağan üstü görüyorum. Bir süre sonra bunların hepsi geçti. Bütün bunları hatırlıyorum, baş dönmesi, görme bozuklukları, çevredeki eşyaların acayip gülünç ve kaba şekilleri…Renkli yüzler belirdi. Belirli bir tedirginlik vardı. Aralıklı olarak başımın, ayaklarımın ve bütün gövdemin ağırlığını duyuyorum, sanki madenle doldurulmuş gibi. Ayaklarda kramplar oluyor… Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var. Ağzımda maden tadında bir kuruluk, boğazda sıkışma, korku ve endişe, bilinçte bulanıklık… Bu arada içinde bulunduğun koşullarla gerçek arasında ayırım güçlüğünden doğan bir karışıklık. LSD’yi aldıktan altı saat sonra eski durumuma döndüm. Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı. Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor. Sanki onların dalgalanan sudaki yansımasını izliyorum. Üstelik bütün eşyalar hoş olmayan görünümler kazanıyor. Renkler durmadan değişiyor. Yeşil ve mavi renkler üstünlük kazanıyor. Gözlerimi kapayınca fantastik, gerçekdışı biçimler görüyorum. Dikkati çeken bir nokta bütün seslerin gözüme yansıması ve türlü biçimlere dönüşmesi… Her ses, renk bir sanrıya (gerçekte olmayan olguları var gibi algılamak) dönüşüyor. Bunlar renk ve gölge olarak sürekli değişiyor. LSD’yi aldıktan sekiz, on saat sonra şiddetli bir uyku bastırdı. Ertesi gün biraz yorgun kalktım.”Albert Hoffman - 1943

Gözlemlenen kısmen hafif etkiler göz bebeklerinin küçülmesi, kalp atışındaki artış, kan basıncının artması ve vücut ısısının artması, terleme, iştah kaybı, uyku, ağız kuruması ve titreme olarak belirtilebilir. Bazı kişiler, LSD’nin etkisi altında iken çok değişken duygusal tepkiler de verebilir. Diğer kişiler ile konuşmada ve ilişkide zorlanmalar görülebilecek diğer etkilerdendir.

Kromozomlara ve beyinde yol açtığı hasarlar bir çok araştırmaya konu olmuştur. LSD maddesinin esas riskleri çoğunlukla pisikolojiktir. Akut negatif tecrübeler (bad trip – kötü yolculuk) LSD kullanımı ile anılan en belirgin sorundur. Kötü yolculuklar ilk kez kullananlarda olasıdır. Özellikle uygun olmayan mekanlarda doz ayarlaması yanlış yapılarak yaşanır. Hoş olmayan ve korkunç tecrübeler daha çok kullanan kişi zaten tedirgin (örneğin neler olacağı üzerine) veya melankolik ise yaşanmaktadır.

Böyle bir kimse paniğe kapılabilir ve paronaya yaşar. Özellikle yabancı, yoğun veya karışık ortamlarda tetiklenmesi daha sık görülür. LSD merak edilir ve özenilecek etkisi göz önünde bulundurulduğunda kayıtlara geçen kötü yolculukların sayısı 1960’lı yılların medya konusu olmasıyla büyük oranda artmıştır. Kötü yolculuk tecrübeleri, medyanın ilgisinin 1960’ların sonuna doğru gittikçe azalmasıyla beraber düşmüştür. Diğer yandan 1970 yıllarında LSD kullananların sayısı artmaya devam etmiştir. LSD kullanımı çoğu zaman önceden tahmin edilemeyen ve önemsenmesi gereken bir çıldırma riskiyle beraber anılmaktadır. Bunun yanında kalıcı beyin yıpranmaları da küçünsenmeyecek risklerdendir.

Klinik araştırmalar incelendiğinde, kronik problemsel etkileri, yaşandığı takdirde, çoğunlukla zaten var olan, madde alımından önce de mevcut psikolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bir LSD fenomeni “flashback” ( geriye dönüş) halen hafifsenmiyecek kadar kötü sonuçlar yaratmaktadır. Genellikle yaşanan veya korkulan geriye dönüş tecrübeleri çoğunlukla abartılı olsalar da bazı kullanıcılarda görülen “Halüsinasyonların sebep olduğu algılama bozukluğu” üzerine çalışmalar devam etmektedir. Yapılan detaylı araştırmalarda LSD kullanıcılarının şiddetli patlamalara ve garip davranışlara eğilimleri ortaya çıkmıştır. Uçacaklarına inanarak binaların tepelerinden atlayabilirler. Kör olana kadar güneşe bakabilir, gözlerini yuvalarından çıkarabilir ve hatta cinayet işleyebilirler. Ayrıca, 30 gram LSD 300.000 doz için yeterlidir. Bir toplu iğne başı kadar LSD; kullanan şahıs kendisinden geçmesini sağlaması için yeterlidir. Eğer bu miktar biraz fazla alınacak olursa, insanı çıldırtır. Bunun devamında ise intiharlar ve cinayetler gelmesi kaçınılmazdır.

LSD, ilk defa 19 nisan 1943 yılında Albert Hoffman tarafından Artur Stroll’un çavdar üzerinde yatişen bir tahıl mantarı olan ergottan türettiği ergotamineden sentezlendi. LSD oksijen,morötesi ışık ve çözelti içinde klora karşı duyarlıdır ve ışık ve nemden uzak tutulursa uzun yıllar dayanabilir. Saf haliyle kokusuz, renksiz ve hafif acı bir tada sahiptir. LSD yaygın olarak emici kurutma kağıdı, şeker kübü ve jelatin üzerinde ağız yoluyla alınır. Sıvı halinde damar içi ya da kas içi enjeksiyon ile de vücuda alınabilir. LSD çok etkilidir ve eşik dozu 20-30 mikrogramdır.

1947 yılında Santos labratuarları tarafından Delysid adıyla çeşitli psikiyatrik kullanım amaçlarıyla piyasaya sürülmüş bir ilaçtır. LSD hızlı bir şekilde umut veren bir tedavi ajanı olarak görüldü. CIA, 1950lerde LSD’yi kimyasal silah ve akıl kontrolü için uygulanabilir olduğunu düşündü ve MKULTRA araştırma programı kapsamında genç askerler ve öğrenciler üzerinde denendi. Sonrasında 1960’larda batı dünyasındaki genç nesilin eğlence amacıyla ilacı kullanması politik tartışmalara yol açtı ve sonrasında ilaç yasaklandı. Halen kimi kurumlar LSD ve benzeri uyuşturucuların tıbbî ve ruhanî kullanımı için yapılacak araştırmalar için fon ayırmakta, teşvikte bulunmakta ve koordine etmektedir.

1:19 AM
Mayıs 6th, 2012

YENİ SİLAH BEYİN Mİ?

YENİ SİLAH BEYİN Mİ?

Son elli yıldır, zihin kontrol çalışmaları, psikolojik savaş yöntemleri dünyanın
iki süper devletinin gündemine oturmuş durumda… Zihinsel dalgaların,
elektromanyetik dalgaların insan beynini
etkilediği bir gerçek…Bakın Prof. Dr. Haluk Nurbaki bu konuda ne demiş:

“Düşünelim ki, hali vakti yerinde, zengin, her istediğini alabilen mutlu bir
insan var. Ama bu insanı akşamleyin evine geldiği zaman bir huzursuzluk
kaplıyor. Bunun sebebi, bu kişinin sahip olduğu imkanlara komşularının sahip
olmaması üzerine komşularından gelen zihinsel dalgalardır. Daha önemli bir şey
söyleyeyim, sevgisini kaybetmiş toplumlar içerisinde yaşayan insan, orada
bulunduğu müddetçe zihni frekansları, sevgi yayınlarını kendiliğinden iptal
eder. Toplumdan gelen kavga, huzursuzluk yayınları o kişinin de beynini işgal
eder, onu da rahatsız eder. Dolayısıyla gerek bir alet vasıtasıyla, gerek
şeytan-manevi etki- vasıtasıyla ve gerekse insan vasıtasıyla dalga
hareketlerinden etkilenmek mümkündür.

Her harf ayrı bir frekans yayar. Harfler düşünce haline geldikten sonra, yayın
başlar. Yani ben mesela,”akrep” dedikten, beş harfi bir araya getirdikten sonra
yayın haline geçer. Ondan önce yayın yoktur. Mesela “A” harfi bir hiçtir.
Herhangi bir şeyi sesli olarak düşünmeden yani sessiz olarak düşündüğünüzde de
bir yayın söz konusudur. Bu kanalla düşüncenin tespiti mümkün ama imkansız
denecek kadar çok zor bir hadise…”

“Elektronik haberleşme alanında gerçekleşen akıl almaz ilerleme, bireyin özel
hayatı için büyük bir tehlike yaratmaktadır.” Diyor, ABD Federal Mahkeme
Başyargıcı Earl Warren…

CIA da, senelerdir, “Uyuyan Güzel” kod adlı bir araştırma operasyonu
yürütülüyor. Amaç:
“İnsan beyninin uzaktan kumandası, yönetilmesi ve yönlendirilmesi!” CIA bu
yöndeki çalışmaların sürdürüldüğünü ve son derece olumlu sonuçlar alındığını
resmen açıklıyor. Servis hedefini anlatmak için örnekler veriyor:

Toplu bir ayaklanma halinde, karşı gösteri halindeki insanları kontrol altına
almak, sakinleştirmek, teslim olmalarını sağlamak…Bir teröristin uzaktan
kumandayla etkisiz hale getirilmesini sağlamak… Nasıl olacak bu iş?

Elektromanyetik ışınlarla beyinin bazı hücrelerini yok ederek veya bir süre için
uyuşturup etkisiz hale getirerek…

Hedef beyin! İnsan beynini uzaktan kontrol altına alma çalışmaları
Kaliforniya’daki laboratuarlarda, Moskova üniversitelerinin deney odalarında
sürdürülüyor.

Fareler, kediler, köpekler üzerinde başarılı olan yeni silahlar, insanoğlunu
yönlendirmeye hazırlanıyor.

Elektromanyetik ışınlar; metal, beton, su gibi engelleri rahatça aşabiliyor,
yüzlerce metre uzağa iletilebiliyor. İnsan beyni hedef alındığı zaman, beyinin
en en iyi koruma altındaki bölümlerine dahi ulaşabiliyor, etki yapabiliyorlar!
İşte yarınların istihbarat silahı bu.

Pentagon’un iddialarına göre, Ruslar bu alanda daha ileri gitmeyi, Amerikalıları
geride bırakmayı başarmışlar. 1985’ten beri, bir kilometre mesafeden etkili
olan, portatif ışın tabancasını istihbaratçılara ve askerlere teslim etmişler.

DİGİTAL TERÖRİZME DOĞRU

Beynin uzaktan kontrolü ve yönlendirilmesi olarak tanımlanan digital terörizm,
insanlığa yönelik yeni bir tehdit mi oluşturuyor?

Kapsamlı ve ciddi bir şekilde, ilk olarak John St. Clair Akwei adındaki bir
amerikan vatandaşının, 1996 da Amerikan Ulusal Güvenlik ajansı(NSA) aleyhine
açtığı bir davayla gündeme gelen, uzaktan düşünceleri okuma ve yönlendirme
teknolojisinin, gizliden gizliye kullanıldığını kanıtlayacak pek çok delil artık
mevcut….

Akwei, NSA’nın kendisini sürekli takip edip davranışlarını kontrol ettiğini
iddia etmişti, mahkemeye yüzlerce sayfalık delil sunmuştu.

Kısmen kanıtlanan iddialara göre NSA, bunu “sinyal istihbaratı” adı verilen bir
sistemle yapıyor. Bu sistem, dünyada elektrik taşıyan her şeyin çevresinde
manyetik alan olduğu ve alanların
elektromanyetik dalgalar yaydığı teorisine dayanıyor. NSA nın geliştirdiği
sistemle, uydular aracılığıyla, dünyanın neresinde olursa olsun, bir canlıyı
kontrol altına almak ve izlemek mümkün…

NSA’nın sinyal istihbaratının ilk aşaması, kontrol altına alınacak kişinin
elektromanyetik dalga boyunun tespit edilmesi. Herkese göre değişen ve 3-50
Hertz arasındaki elektromanyetik dalga boyutunun tespitinden sonra, bu dalga
boyu bilgisayara giriliyor ve artık 24 saat o kişi uydular ve çeşitli araçlar
aracılığıyla şüpheli kişideki elektriksel hareketleri analiz eden NSA, kişinin
beyin haritasını çıkararak düşüncelerini de okuyabiliyor. Konuşma merkezindeki
elektrik akımının analizi sayesinde, hedef kişinin sözleri dahi tespit
edilebiliyor, görme merkezi analiziyle kişinin gördüklerine ulaşılabiliyor.

Sinyal istihbaratı sistemi tersten de kullanılıyor. Bu teknolojinin ürperten
boyutu da, aslında burada yatıyor. Yani bir kişinin elektromanyetik dalgalarına
kilitlenip uydu aracılığıyla yapılan
takip, onu yönlendirmede de kullanılabiliyor. Hedefin beynindeki çeşitli
merkezlere gönderilen elektromanyetik sinyallerle kişinin görme, işitme,
koklama, hareket etme gibi her türlü duyu ve
davranışı değiştirebiliyor. Gönderilen sinyaller sayesinde hedef kişi,
başkalarının duymadığı sesleri duyabiliyor ya da görüntüleri görebiliyor.

Burada, yukarıda değindiğimiz bir noktanın altını tekrar çizmekte yarar var:
Beyindeki elektromanyetik dalga frekansı her insanda farklı olduğu için, belirli
bir kişiye gönderilen görüntü, ses ve benzeri sinyalleri diğer insanların
hissetmesi mümkün olmuyor. Bu
nedenle elektromanyetik tacize maruz kalan kişilerin itirafları, yeterli delil
olmadığı için tamamıyla kanıtlanamıyor.

PANDORA PROJESİ BAŞLANGIÇ OLDU

Uzaktan beyin okuma ve yönlendirme teknolojisinin doğuşu Batı’da olsa da, bu
teknolojinin temellerini atan Sovyet Rusya oldu. 1960-65 arası Moskova’daki
büyükelçilik binasında görevli Amerikalı personelin (Amerikan elçisinin daha
sonra ölmesini de içeren) çeşitli fiziksel ve zihinsel hastalığa neden olan
elektromanyetik sinyallerle kuşatıldığının farkına varılmasıyla, bu teknolojiden
haberdar oldu. Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı’nda Bilim Danışmanı olarak görev
yapan dr. Stephan Possony, ABD nin bu alandaki ilk kapsamlı projesi olan PANDORA
projesinin nasıl başlatıldığını sonradan şu sözlerle açıklayacaktı.

“Moskova’daki elçinin ve diğer çalışanlardan bir çiftin, lösemi nedeniyle
ölmesinden sonra orada ne olduğunu çok dikkatli araştırmamız için ani bir emir
geldi. Dev bir proje yürürlüğe
girdi.Bu tümüyle Pandora projesi olarak bilinen hale geldi ve bu CIA’yi, İleri
Araştırma Proje Ajansı (ARPA) nı, devlet departmanını , donanmayı ve orduyu da
içeren TUMS, MUTS ve BAZAR
Projeleri gibi çok sayıda paralel projeyi kapsıyordu.

Sonradan Moskova Sinyalleri olarak adlandırılan elektromanyetik sinyallerin,
Amerikan elçiliğini hergün hedeflediğini söyleyen Dr.Possony, ARPA nın 20 Aralık
1966 tarihli”çok gizli” notuyla bu
projenin önemini gösteriyor. Dr. Possony,”Tehdidin ne olduğunu belirlemek için
Beyaz Saray, ABD haberalma heyeti vasıtasıyla, Devlet departmanı, CIA ve savunma
bakanlığı içinde bir araştırma çalışmasının yürütülmesi için direktif verdi.

Ulusal programın koordinasyonu “TUMSé kod adıyla Devlet departmanı tarafından
yapıldı. ARPA, insan üzerinde düşük seviyeli elektromanyetik radyasyon etkileri
bulunan ve potansiyel
tehditlerden birisiyle ilgilenen tüm programın seçilmiş bir kısmında temsil
edilmekte ve bunu üzerinde araştırma yürütmektedir. Bu not “pandora” diye
adlandırılan bu programdan elde edilen ilk sonuçları özetlemektedir.” Diyor.

ABD bu yeni teknolojiyi tanımaya ve geliştirmeye çalışırken, 1974 yılında, V.P.
Kaznacheyev adındaki bir bilim adamı, ölümün uzak bir mesafeden ultraviyole
ışınlarının nakledilmesiyle
gerçekleştirilebileceğini kanıtladı. Aynı yılda bir Çek mühendis, Robert Pavlita
ise böcekleri uzak bir mesafeden “psikotronik” cihazlar kullanarak
öldürebildiğini gösterdi. CIA’nın Pavlita’nın
çalışmalarıyla ilgili raporlarına göre, bu bilim adamı insanda güçlü psikolojik
rahatsızlıklara ve ölüme neden olacak kapasiteye sahip olan, biri 320 km.,
diğeri daha uzun mesafeden etkili olan iki “psikotronik ” silah geliştirdi.

NÖRO-ELEKTRO MANYETİK SİLAHLARIN ETKİLERİ

Nöro-elektromanyetik silahların insan üzerinde kullanılmasıyla ortaya çıkan
etkiler, silahların geliştirlmesinde habersizce denek olarak kullanılanların
psikolojik yardıma ihtiyaç duymalarıyla
ortaya çıktı. Bu etkilerin bazıları şöyle:

Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları Duyulan sesin yönü, şiddeti ve içeriğinin
değişmesi.
Göz kapaklarını denetleyerek konuşmanın bozulması. Şiddetli kalp çarpıntısı.
Zahmetli işler sırasında omuzları ve kolları zorlanarak kazalara neden olma. Bir
şey yaparken dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel olma. Bacaklarda ağrı ve
gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı sertleşme. Ayağın zor
ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarmalar.

*Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar.

*El hareketlerinin kontrol edilmesi

*Düşüncelerin okunması ve ya dışarıdan düşünce iletilmesi.

*Rüyaların denetlenmesi.

*Hareket eden hayali görüntüler görülmesi.

*Göz kapaklarının sürekli açık tutturulması.

*Sürekli kulak çınlaması.

*Çene ve dişlerin neden yokken titremesi.

1:15 AM
Mayıs 6th, 2012

Elektromanyetik casusluk ve TEMPEST


Kullandığımız bilgisayarlar internete ya da bir ağa bağlı değilse bilgilerimizin ele geçirilemeyeceğini düşünürüz. Oysa havada yayılan elektromanyetik dalgaları kopyalayarak , ağa bağlı olmayan bilgisayarlardaki bilgileri ele geçirmek de çok zor değil. Bu korsanlığın önüne geçmek TEMPEST yöntemiyle mümkün. 

Bilgi casusları, özel frekans tarayıcıları kullanarak 25 ile 100 metre uzaklıklara varan mesafelerdeki bilgisayar ekranlarında yer alan görüntüleri, hatta bilgisayardan yazıcıya gönderilen dokümanları, elektromanyetik dalgaları kopyalayarak ele geçirebiliyor. 
Mutfaktaki mikserin veya mikro dalga fırının yaydığı elektromanyetik dalga önemli değildir. Ama sözkonusu alet şifre çözen elektronik bir aygıt veya önemli bilgileri barındıran bir bilgisayarsa bunlardan yayılan elektromanyetik dalga çok önemlidir. Nitekim bu bilgiler bir şekilde havada yayılırken çeşitli cihazlar yardımı ile yakalanıp deşifre edildiğinde, o önemli bilgileri elde etmek çok zor değil. 

1950’li yılların başında ABD hükümeti, yaptırdığı araştırma ve deneyler sonucunda elektromanyetik dalgaları yakalayıp tekrar yapılandırılabilen teknolojiyi geliştirmeyi başardı. Ardından özellikle ABD Savunma Bakanlığı’nda önemli verileri aktaran ve kayıt eden aletlerden bu bilgilerin elektromanyetik dalga yolu ile sızmasını engellemek için TEMPEST (Transient Elektromagnetic Pulse Emanation Standard) adını veren teknolojiyi geliştirdi. 

TEMPEST Nedir? 


TEMPEST, elektromanyetik darbe sızıntı standardı anlamına geliyor. Bu standart; elektronik cihazların elektromanyetik yayınım sınırlarını, zırhlama ve ekranlama standartlarını belirliyor. TEMPEST teknolojisinin amacı, bir bilgisayarın veya herhangi bir elektronik aygıtın çalışması esnasında yaydığı elektromanyetik ışınımların üçüncü bir kişi tarafından alınmasını veya elde edilen işaretlerin işlenerek söz konusu elektronik aygıtın işlediği bilgilere ulaşılmasını engellemek. 

Özellikle ABD, İngiltere, Almanya gibi devletler tarafından, askerî ve gizli bilgileri muhafaza etmek amacıyla bilgisayar ve çevre birimleri (yazıcı, tarayıcı, monitör, yedekleme ünitesi vb) ile üretilen bilgilerin, elektromanyetik dalga ile gözlenmesini engellemek için başarıyla kullanılıyor. Bu standardın lisans hakkı, sadece ABD Hükümeti ve NATO tarafından veriliyor. Bugün, dünyada 50 kadar firma, TEMPEST adı verilen bu güvenlik standardına uygun donanım üretiyor. 

Elektromanyetik dinleme nasıl oluyor? 


Elektronik cihazlarda işlenen işaretler hava yolu ile, elektrik dağıtım şebekelerinden gürültü olarak veya kabloların yüzeylerinden iletilen elektromanyetik dalgalar yolu ile yayılır. Yayılan bu işaretler, geliştirilen özel anten ve elektromanyetik dalga alıcısı cihazları ile toplanarak, uygun bir işleme devresinden geçirilerek (filtreleme, şiddetlendirme, eksik kısımları yeniden oluşturma, sayısal işaret işleme gibi) kullanılabilir şekle getirilir. 

HESABI BOŞALTABİLİRLER 


Daha iyi anlaşılabilmesi için konuyu örnek bir senaryo ile anlatacak olursak; içi elektromanyetik dinleme aygıtları ile donatılmış (Anten, TEMPEST receive ve sayısal işaret işleme yapabilen bilgisayar) bir kamyonet herhangi bir banka şubesinin yakınına park eder. Dinleme yapabilmek için gerekli düzeneklerini hazırladıktan sonra banka içinde çalışmakta olan herhangi bir memurun bilgisayarının yaydığı işaretleri yakalayarak işlemeye başlar. O anda hesabında yüklü miktarda para olan bir müşterinin işlemlerini yapan memurun ekranındaki görüntülerin kopyasını alan saldırgan kısa sürede emeline kavuşur. Normalde saldırgan bir şekilde ağa bağlanıp da bu bilgileri ele geçirmek için uğraşsaydı işi daha zor olabilirdi. Çünkü banka memurunun bilgisayarındaki bilgiler şifrelenmiş olarak saklanmakta veya ağ üzerinde dolaşmakta olacaktı. Hesap bilgilerini içeren şifreli dosya yakalanmış olsa bile şifreleri çözmek ya imkânsız ya da çok uzun sürecekti. 

Soğuk savaşın bitmesinden sonra bütün dünyada bilgi casusluğu boy göstermeye başladı. Bilgiyi ele geçirmek için her türlü teknolojik gelişmelerden yararlanıldı. Artık sadece internete bağlı bilgisayardan bilgi çalmakla yetinmeyen casuslar elektromanyetik dalgalarla yayılan bilgileri de ele geçirmeye başladı. Elektromanyetik dalgaların dinlenebilmesi ile ortaya çıkan bu güvenlik sorunu, sadece savunma sistemleri için değil, özel sektör kuruluşları için de büyük risk oluşturuyor. Bu sistemi kullanan sanayi casusları, rakip firmanın geliştirdiği teknolojileri ele geçirmek için çaba sarf ediyor. 

Elektromanyetik dinleme nasıl engellenir? 


Sıradan kullanıcıları dinlemek için pahalı bir teknoloji olan elektromanyetik dinleme aygıtlarının bilgileri çalmasını engellemek için özel tekniklerle izole edilmiş TEMPEST uyumlu elektronik aygıtlar kullanılmalı. Çalışılan bina ya da bilgisayar ve elektronik aygıtların bulunduğu veri merkezleri “Faraday Kafesi” içine alınmalı ya da bir iletken zırhı kılıfı ile izole edilmeli. Şebeke toprağı dışında sistem ayrıca topraklanmalı. Yayılan dalgaları gürültü ekleyerek anlaşılmaz kılmalı veya aletlerin çalışma temelini değiştirerek yayılan işaretleri işlenen bilgiden arındırmalı. 

Türkiye’de TEMPEST 


Türkiye’de ASELSAN ve TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) TEMPEST projeleri ile uğraşıyor. UEKAE elektromanyetik sızıntıları izole edilmiş bilgisayar hatta elektrik prizi bile üretirken, ASELSAN çeşitli askeri iletişim malzemeleriyle, ağ kripto ürünleri geliştiriyor. Bunun yanında Türkiye’nin yurtdışı konsolosluk ve elçiliklerinde kripto aygıtları “Strong Room” adı verilen TEMPEST zırhlı odalarda çalışırken, Genelkurmay Başkanlığı’nın da olduğu yüksek güvenlik gerektiren kurumlarda TEMPEST uyumlu bilgisayarlar yıllardır var. 

UEKAE-ETTM tarafından tasarlanan TEMPEST PC MST 401-1 standardının (AMSG 720B eşdeğeri) koşullarını sunmaktadır ve SDIP-27 standardına göre Seviye A cihazıdır. Bu cihaz kullanılarak ÇOK GİZLİ seviyesine kadar gizlilik dereceli bilgi bütün bölgelerde güvenlikle işlenebilir. 

ABD hükümeti TEMPEST projesini büyük bir gizlilik içinde yürüttüğü için TEMPEST teknolojisi ve elektromanyetik dalga aracılığı ile dinleme veya bilgi hırsızlığı yapma konularında yeterince ayrıntılı teknik bilgiye sahip olmak şimdilik çok zor.

9:16 PM
Nisan 15th, 2012

Siber - Hırsızlar

1:00 PM
Nisan 8th, 2012

Bill Gates | Bilim-Teknoloji

Bill Gates, 2007 Davos Dünya Ekonomik Forumu'nda

William Henry “Bill” Gates III, ya da daha çok bilinen adıyla Bill Gates, 28 Ekim 1955 Seattle doğumlu ABD‘li iş adamıdır. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Gates, Microsoft şirketinin kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını yapmaktadır. Forbes dergisine göre 2009’da Gates dünyanın en zengin (US$60.0 milyar) kişisiydi.

Amerikalı girişimci Gates iki kişilik şirketini (Microsoft) başta gelen bir yazılım şirketine dönüştürdü. Gates 20. yüzyılın son döneminde en başarılı şirket patronlarından biri oldu.Seattle/Washington‘da avukat bir babayla öğretmen bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Gates, henüz oniki yaşındayken özel bir okulda ilk informatik (bilişim) kurslarına gitti. Okul arkadaşı Paul Allen ile birlikte boş zamanlarını çoğunlukla bilgisayar yazılımları üzerinde çalışarak geçiriyordu.

Yakınlarındaki bir şirketin büyük bilgisayarını para ödemeden kullanabilmek için, iki arkadaş kullanıcılar için yazılım hatalarını arayıp buluyorlardı. Bu şekilde bilgisayar konusunda uzmanlaşan öğrenciler, 1972‘de ilk şirketlerini (Traf-O-Data) kurdular. Bu şirket bir trafik sayım ve kontrol sistemi için yazılımlar üreterek hemen 20.000 dolarlık satış yaptı. Gates bundan bir yıl sonra TRW adlı silah işletmesinde staj gördü.

Kişisel bilgisayarlar 70’li yılların ortasında henüz gelişimlerinin ilk aşamasında bulunuyorlardı.MITS şirketinin Altair adını verdikleri en önemli numunesi henüz tekbiçim, kullanılabilir bir yazılıma sahip olmayıp ancak tamamlanmamış bir işletim sistemine sahipti. Gates ve Allen’ın, Altair için 1974‘te geliştirdikleri yazılım dili BASIC sayesinde bilgisayar kullanıcıları programlarını kendileri yazabiliyorlardı. MITS şirketi genç araştırmacılardan pazarlama ruhsatını satın alarak kendilerine sistemi daha da geliştirmeleri için sipariş verdi. Gates bunun üzerine tahsilini bırakarak Allen ile birlikte Albuquerque/New Mexico‘da Microsoft adlı şirketi kurdu.

Microsoft, kendini sebatla mikro bilgisayarlar için yazılımı geliştirmeye adayan ilk işletmelerden biridir. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra General Electric gibi şirketler, devamlı müşterileri arasında bulunmaktaydı. Gates 1977‘de, aletlerini BASIC ile donatabilmek amacıyla, Apple,Tandy ve Commodore gibi PC (Personal Computer - Kişisel Bilgisayar) üreticileriyle lisanssözleşmeleri imzaladı. Ayrıca FORTRANCOBOL ve Pascal gibi yazılım dillerini geliştirmekle, Microsoft’a bir üstünlük ve uluslararası pazar yolunun kendilerine açılmasını (1978‘den sonra ilkin Japonya olmak üzere) sağladı. Gates 1979‘da yalnızca 13 çalışanıyla yaklaşık 3 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirebildi.

PC’ler için yazılması gereken işletim sistemi teklifinin Gary Kildall tarafından reddedilmesinin ardından IBM, Gates’e yöneldi. Gates, Seattle Computer Products(SCP) şirketinden 50.000 USD karşılığında DOS işletim sistemini satın aldı ve SCP’de DOS yazılımcılarından biri olan Tim Paterson’ı kadrosuna dahil etti. DOS işletim sistemi IBM’in ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilerek MS-DOS adını aldı. MS-DOS (Microsoft Disc Operating System - Diskli İşletim Sistemi) 80’li yıllarda dünya çapında satış rekorları kırdı (120 milyon nüsha). Gates akıllıca bir öngörüyle haklarını mahfuz tutarak diğer donanım üreticilerine de satış yapabildi. Bunu izleyen zamanda giderek daha çok şirket IBM ile bağdaşan aygıtları piyasaya sürünce, geliştirdikleri işletim sistemi bütün bilgisayarlar için tekbiçim hale geldi. Bu arada 1.000 çalışanı olan şirket, 80 li yılların ortasından sonra Avrupa’da şubeler kurdu. Şirketin başkanlığını yürüten Gates, tutarlı ekip çalışmasına ve katı bir verim ilkesine önem veriyordu. Bütün çalışanların verimleri altı ayda bir değerlendirilmekteydi.

Gates işletim sistemine paralel olarak uygulama yazılımları alanında da son derece başarılı çalışmalar ortaya koyuyordu. Multiplan Çizelge Hesap Yazılımından (1982) sonra, 1983‘te ilk kez fareyi (mouse) kullanan Word adlı metin işleme sistemini başlattı. Özellikle Word Avrupa’da çok satılırken, ABD’de Lotus 1-2-3 ve WordPerfect adlı rakipleri karşısında, ancak yavaş yavaş başarıya ulaşabildi.

Microsoft’un yazılım alanındaki kesin başarısı, Apple şirketinin kendilerine verdikleri siparişle gerçekleşti. Macintosh adını verdikleri örnek oluşturacak nitelikteki bilgisayar için çeşitli uygulama sistemleri (örneğin Word ve Excel) geliştirildi. Gates şirketini 1986‘da anonim şirkete çevirdi. Aradan çok geçmeden yalnız kendi payının (% 45) borsa değeri 1 milyar doların üzerindeydi.

MS-DOS işletim sisteminin grafik bir iyileştirmesi olan Windows‘un geliştirilmesi çalışmalarına Gates 1985 yılında başlamıştı. Windows’u piyasaya sürdükten (1987) üç yıl sonra bir pazarlama kampanyasıyla başarılı oldular. Microsoft bu sistemi sürekli olarak daha ileri yazılım elemanlarıyla genişletiyordu. Gates özellikle Windows’u daha basit ve daha kullanışlı bir biçime sokmaya önem veriyordu. Microsoft 1993‘te tartışmasız piyasanın lideriydi (yıllık ciro: 36 milyar dolar; borsa değeri: 140 milyar doların üstünde). Gates’in kişisel serveti yaklaşık olarak 62 milyar (2007 Son Ay Forbes göre) dolar olarak tahmin edilmektedir.

Reklam 

Bill Gates 2008 yılında Microsoft’un reklamlarında yer aldı. Reklamda Gates’in 1977 yılında tutuklandığı resim kullanıldı. Ayrıca ünlü komedyen Jerry Seinfeld de bu reklamda yer aldı. İkinci reklamda ise yine Gates ve Seinfeld var idi, ancak bu sefer bir evde yemek yiyorlardı.

Servet 

Bill Gates, Dünya’nın en zengin insanlarından biri olarak görünür. Evinin büyüklüğü 5000 m2 olan Gates evinde ünlü ressam Da Vinci’nin el yazma kitaplarını bulundurmaktadır. Saniyede 250$ kazanmaktadır.

Microsoft şirketi ve geliştirdiği projeleri

Masaüstü yazılımlar

Sunucu yazılımları

Teknolojiler

Web mülkiyeti

Oyun

Donanım

Eğitim

Lisanslama

Eleştiriler

Davalar

Yönetim kurulu


Microsoft Corporation (NASDAQMSFT), WindowsXbox gibi ürünleriyle tanınan, ABDmerkezli büyük yazılım ve bilişim şirketidir.

Şirket 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde iki üniversite öğrencisi tarafından kurulmuştur. Bu iki girişimcinin vizyonu “her ev ve her masada bir bilgisayar“dı.

Popular Electronics dergisinin 1 Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8800 bilgisayar sisteminin tanıtımını okuduktan birkaç gün sonra Bill Gates bilgisayarın tasarımcısı MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) ile temasa geçti. Ekibi ile birlikte Altair 8800 üzerinde çalışan BASIC yazılımlama dili geliştirdiklerini belirtti. Paul Allen MITS‘e yazılımın tanıtımını yapmaya gitti. Paul Allen Altair 8800’i daha önce kullanmamış olmasına karşın tanıtımı başarılı oldu. Tanıtımın sonunda MITS Bill Gates ve Paul Allen’dan Altair bilgisayarları için BASIC yazılımlama dilinin telif hakkını satın aldı. Karlı bir iş fırsatı yakaladıkları düşüncesiyle Bill Gates Harvard Üniversitesi‘ndeki hukuk eğitimini yarıda bırakıp New Mexicoeyaletinin Albuquerque şehrinde Microsoft şirketini kurdu.

Şirket ilk uluslararası bürosunu 1 Kasım 1978‘de Japonya‘da açtı. 1 Ocak 1979‘da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.

Aradan geçen yıllar ile Microsoft bir dünya devi olmuş, sahibi Bill Gates’i dünyanın en zengin kişisi haline getirmiştir. Ancak bu zenginliği herkesin düşündüğü şekilde sadece geliştirdiği işletim sistemini satarak değil ayrıca sektörde ki büyük açıkları kapatabilecek nitelikte yazılan yazılımların daha kendisi için tehlike teşkil edecek aşamaya getirmeden satın almasıyla başarabilmiştir.

Microsoft artık sadece bir yazılım şirketi değil ayrıca iş ve eğlence dünyası için geliştirdiği donanımlar ilede adından söz ettirmektedir. Visual Studio ve FSX gibi büyük ve önemli çalışmaları da bulunmaktadır.

Microsoft’un grafik arabirimli güncelliğini halen koruyan işletim sistemleri;

Mark Zuckerberg Babası bulundu :D

12:43 PM
Nisan 8th, 2012

Google’s Project Glass

Google’s Project Glass

After a few months of speculation, Google revealed some information about the project that will make Google Goggles and other mobile apps more useful. Instead of using a smartphone to find information about an object, translate a text, get directions, compare prices, you can use some smart glasses that augment the reality and help you understand more about that things around you.

“We think technology should work for you—to be there when you need it and get out of your way when you don’t. A group of us from Google[x] started Project Glass to build this kind of technology, one that helps you explore and share your world, putting you back in the moment,” says Google.

Google’s concept glasses have a camera, a microphone and can connect to the Internet to send and receive data in real time. The interface is simple and it only shows relevant information.

One of the people who used the glasses said that ”they let technology get out of your way. If I want to take a picture I don’t have to reach into my pocket and take out my phone; I just press a button at the top of the glasses and that’s it.”

In February, New York Times reported that “the glasses [could] go on sale to the public by the end of the year. (…) The people familiar with the Google glasses said they would be Android-based, and will include a small screen that will sit a few inches from someone’s eye. They will also have a 3G or 4G data connection and a number of sensors including motion and GPS.” Seth Weintraub found that “the navigation system currently used is a head tilting-to scroll and click, (…) I/O on the glasses will also include voice input and output, and we are told the CPU/RAM/storage hardware is near the equivalent of a generation-old Android smartphone”.

It will be interesting to see if Google will actually sell these smart glasses. There are a lot of issues that need to be solved before releasing a commercial product: from battery life to packaging so much technology in a such a small product, from improving Google Goggles to handling real-time video streaming.
1:47 AM
Nisan 8th, 2012

Webmaster | Hazır sistemler / Script

Web sunucu üzerinde Hazır sistem Kurulumu


Localhost

localhost , o anda kullanılan bilgisayarı, veya sahip olduğu ip adresini belirtir. Uzaktaki bir bilgisayar ile yapılan iletişimi, o an kullanılan bilgisayar ile yapılması gerektiği her durumda, bu adres kullanılır. Aynı sistem üzerinde hem sunucu hem de istemci programı varsa (mesela web sunucusunu test etmek), adres satırına 127.0.0.0/8, örneğin http://127.0.0.1/ veya http://localhost/ biçiminde URL kullanılabilir.

Bir multiplayer oyunu, sunucu olarak çalışan bilgisayarda oynamak için, bu ip adresi kullanılır.

Bilgisayarın kendisine TCP/IP üzerinden erişmesini sağlamak için, loopback aygıtı adı verilen sanal bir ağ kartı oluşturularak, giden veriler bu adrese yönlendirilir.

WAMPWindows işletim sistemi üzerinde ApacheMySQL ve PHP kurulumunu bir arada sunan bir tümleşik sistem yazılımıdır. Kurulumları otomatik yaptığı gibi açık kaynak olarak geliştirilen bu sistemin düzenlenmesi de mümkündür. WAMP ismi; Windows, Apache, MySQL, PHP platformlarının baş harflerinden gelmektedir. Linux‘ta kullanılabilen LAMP’in Windows alternatifi olarak da adlandırılabilir.

Webmaster web sitesi geliştiren kişi anlamında kullanılan bir terimdir. İngilizcedeki master kelimesi bu terimde uzman anlamında kullanılmaktadır. Webmaster’lar, yazılımgrafikanimasyonsunucu taraflı işlemler vb görevlerde uzman olan kişilerin oluşturduğu ekipte koordinasyon sağlama görevi alabilirler.

Webmaster’ların çalışma biçimleri farklı koşullara göre değişmektedir. Bir firmada tam zamanlı bir çalışan olarak, bir projede proje bazlı bir görev alarak veya dışarıdan freelance iş alarak çalışmaktadırlar.

Maddi kazanç için değil hayır için bu işi yapanlar kendilerine Webservant derler. Webmasterlar, bir şirkete bağlı olarak ya da bağımsız çalışabilirler.

Webmasterların kullandıkları İnternet programlama dilleri 

  • ASP: Microsoft’un geliştirdiği bir teknolojidir.
  • .NET: Microsoft’un geliştirdiği bir teknolojidir.
  • AJAX: Bütün işlemleri tek bir sayfa içinde döndürür.
  • CSS: Style dosyalarını içinde barındırır sayfa renk yazı fontu ve bunun gibi verileri burdan alır ve sayfaya uygular ayrı bir programlama dilidir.
  • PHP: Web programlama dilidir.
  • JavaScript: Bir betik (script) dilidir.
  • HTML: Web işaretleme dilidir.
  • ColdFusion: Bir web programlama dilidir.
  • Python: Güçlü Programlama çatılarınıda barındıran bir programlama dilidir.

Alan adı (domain name), bir web sitesinin İnternet’teki adı ve adresidir. Bu adres olmadan bir İnternet kullanıcısı web sitesine sadece IP adresiyle ulaşabilir. Örneğin şu anda gezmekte olduğunuz sitenin alan adı wikipedia.org tur. Alan adları IP adresi denilen, bilgisayarların (sunucuların/serverların) birbirini tanımasını sağlayan numara sisteminin daha basitleştirilmiş ve akılda kalması için kelimelerle ifade edilmiş halidir.

Örneğin trpedia.com alan adı adres barına yazıldığında tarayıcı bu alan adını önce IP adresine çevirir, daha sonra kullanıcıyı bu IP adresine sahip bilgisayara yönlendirir. Dolayısıyla web sitesinin ziyaret edilebilmesi için kullanıcıların IP adresini bilemeyecekleri göz önünde bulundurulmalı ve siteye daha kolay ve akılda kalıcı bir alan adı alınmalıdır. Alan adı almak için bir İnternet servis sağlayıcısına gidilebilir veya web hosting (barındırma) firmasından müşteri için bir alan adı kaydetmesi istenebilir.

Aslında Alan adı satın aldığınız değil kiraladığınız bir hizmettir, bu yüzden dir ki en fazla 10 yıl olmak üzere alan adınızın süresini yenilemelisiniz, normal olarak en az bir yıl olarak kayıt edilen alan adları, 10 yıla kadar tescil edilebilir

Türkiye’de alan adları ODTÜ tarafından yönetilmekte ve tahsis edilmektedir, en fazla 5 yıl olarak tahsis edilebilir. www.godaddy.com

Kurum ve bireylere yönelik ;Kurumsal IT Danışmanlığı,Size Özel Çözümler (Tailor Made),Bakım ve Destek,Masaüstü Yazılımları,İçerik Yönetim Sistemi Yazılımları,Web Tabanlı Uygulamalar,Semantic (Anlamsal) Web, gerekse Veri Madenciliği ile Kişiye Özgü Sınav Sonuç Analizi çözümler için iletişime geçin projelerinize birlikte cevap verelim!İletişim

1:05 AM
Nisan 8th, 2012

Bilgi güvenliğinde 10 altın kural

Bilgi güvenliğibilgileri izinsiz erişimlerden, kullanımından, ifşa edilmesinden, yok edilmesinden, değiştirilmesinden veya hasar verilmesinden koruma işlemidir. Bilgi güvenliği, bilgisayar güvenliği ve bilgi sigortası terimleri, sık olarak birbirinin yerine kullanılmaktadır. Bu alanlar alakalıdırlar ve mahremiyetin, bütünlüğün ve bilginin ulaşılabilirliğinin korunması hususunda ortak hedefleri paylaşırlar, ne var ki aralarında bazı ince farklılıklar vardır. Bu farklar, ağırlıkla konuya yaklaşım, kullanılan yöntemler ve konstantrasyon bölgeleridir. Bilgi güvenliği, verinin mahremiyeti, bütünlüğü ve ulaşılabilirliği ile verinin biçiminden alakasız bir şekilde ilgilidir: elektronik, yazılı veya diğer biçimlerde.

Devletlerin başındakiler ve askeri komutanlar, askeri yetenekleri ile ilgili, ordu rakamları ve hareketleri gibi bilgilerin korunmasının önemini ve gerekliliğini uzun zaman önce anlamışlardı. Bu tür bilgilerin, düşmanın eline geçmesinin sonuçları felaket olabilirdi. Hükümetler, askeriye, finansal kurumlar, hastahaneler ve özel işyerleri, çalışanları, müşterileri, ürünleri, araştırmaları ve finansal durumları hakkında birçok bilgi toplarlar. Bu tür bilgilerin büyük bir bölümü artık elektronik bilgisayarlarda toplanmakta, işlenmekte , saklanmakta ve ağ üzerinden diğer bilgisayarlara aktarılmaktadır. Bir firmanın müşterileri, finansal durumu veya yeni ürün dizini gibi mahrem bilgileri, iş kaybına, yargılanmaya ve hatta iflasa götürebilecek bir güvenlik açığı sebebiyle rakip firmaların eline geçmeli midir? Mahrem bilgilerin korunması bir iş zorunluluğudur, ve çoğu durumda yasal bir gerekliliktir. Kişiler için bilgi güvenliğinin, Mahremiyet üzerinde önemli etkisi vardır ve kültürden kültüre büyük farklılık gösterir.

Geçtiğimiz yıllarda bilgi güvenliğinin alanı oldukça büyümüş ve gelişme göstermiştir. Bu alanda kariyer seçimi yapmak için birçok yeni iş alanı oluşmuştur. Bu alan uzmanlaşmak açısından birçok farklı alt sector yaratmıştır, Bilgi Sistemleri Denetlenmesi ve İş Devamlılık Planlaması bunlardan bazılarıdır.

Türk Standartları Enstitüsü TSE tarafından Türkçe’ye çevrilerek yayınlanan TS ISO/IEC 27001:2005 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı, bilgi güvenliğini üç başlık altında inceler:

  • Gizlilik: Bilgilerin yetkisiz erişime karşı korunması
  • Bütünlük: Bilgilerin eksiksiz, tam, tutarlı ve doğru olması
  • Kullanılabilirlik: Bilgilere yetkililerce ihtiyaç duyulduğunda erişilebilir olması

Bu makale, bilgi güvenliğinin genel bir özeti ve temel kavramlarını içerir.

BAŞLICA VİRÜSLER

www.bilgiguvenligi.gov.tr | Computer forensics|SEC

11:58 PM
Nisan 7th, 2012

PC Temel Kavramlar

5:16 PM
Nisan 4th, 2012

CEH | Certified Ethical Hacker | Etik Hacker

Hacker Nedir?
Argo Dosyası'nda pek çok üstat (“hacker”) tanımlaması bulunmaktadır. Bunlar genellikle kod üstatlarını teknik beceri sahibi, problem çözmeden zevk alan ve sınırları aşan kişiler olarak tanımlarlar. Eğer nasıl üstat olunacağını öğrenmek istiyorsanız, bu tanımlardan sadece iki tanesi ilgi sahamızda olacaktır.
Uzman programcılar ve ağ sihirbazlarının, ilk zaman paylaşımlı mini bilgisayarlara ve en eski ARPAnet deneylerine kadar uzanan onlarca yıllık bir toplulukları ve ortak bir kültürleri vardır. “üstat” (“hacker”) kavramını bu kültürün üyeleri ortaya çıkarmışlardır. İnternet'i kuran, üstatlardır. Unix işletim sistemini bugünkü haline getirenler, üstatlardır. Halen Usenet'i çalışır halde tutanlar, üstatlardır. Webi ayakta tutanlar, üstatlardır. Eğer bu kültürün bir parçasıysanız, bu kültüre katkıda bulunduysanız ve insanlar sizin kim olduğunuzu biliyor ve size “üstat” diye hitap ediyorsa, siz bir üstatsınız.
Üstatlık sadece yazılım konusu ile sınırlı değildir. Üstat düşünce yapısını elektronik veya müzik gibi diğer şeylere uygulayan insanlar vardır. Herhangi bir bilim veya sanat dalının en üst seviyelerinde de bunu görebilirsiniz. Yazılım üstatları farklı konularda çalışan bu yakın ruhları tanır ve onlara da üstat diyebilirler. Bazıları, üstatlık doğasının üstatların yaptığı işlerden bağımsız soyut bir kavram olduğunu iddia ederler. Ama bu belgede yazılım üstatlarının nitelikleri, yaklaşım tarzları ve üstat kavramını oluşturan kültürün gelenekleri üzerinde odaklanacağız.
Kendilerine üstat (“hacker”) diyen ama gerçekte üstat olmayan bir grup daha vardır. Bunlar (genellikle genç erkeklerden oluşurlar) bilgisayar sistemlerini bozan ve telefon sistemini izinsiz kullanan insanlardır. Gerçek üstatlar bunlara “korsan” ("cracker") der ve onlarla muhatap bile olmak istemezler. Gerçek üstatlar, korsanların genellikle tembel, sorumsuz ve güvenilmez olduklarını ve çok da zeki olmadıklarını düşünürler. Nasıl arabaları düz kontakt ile çalıştırmak sizi otomotiv mühendisi yapmıyorsa, güvenlik sistemini kırmak da sizi üstat yapmaz. Maalesef birçok gazeteci ve yazar, “üstat” (“hacker”) kelimesini korsanları (“cracker”) da içine alacak şekilde kullanıyor ve büyük bir yanılgıya düşüyorlar.
Temel fark şudur: üstat birşeyler yapar, korsanlar ise bunları bozar.
Eğer üstat olmak istiyorsanız okumaya devam edin. Eğer korsan olmak istiyorsanız, gidin alt2600 haber grubunu okuyun ve düşündüğünüz kadar zeki olmadığınızı anladığınızda kafanızı oraya buraya vurmaya hazır olun. Korsanlar hakkında tüm söyleyeceklerim bunlar.
Üstat Felsefesi
Üstatlar, problemleri çözer, yeni şeyler yapar, özgürlüğe, paylaşıma ve yardımlaşmaya inanırlar. Üstat olarak kabul edilmeniz için bu felsefeye uygun davranmanız gerekir. Davranışınızı bu felsefeye tam anlamıyla uygun hale getirebilmek için ise, bu felsefeye gerçekten inanmalısınız.
Ama bunu sadece üstat olarak kabul edilmek için gerekli bir şart gibi düşünürseniz, asıl noktayı kaçırmış olursunuz. Çünkü, bu felsefeye inanmak sizin açınızdan önemli olacaktır – sizin öğrenmeniz ve motive olmanız için gereklidir. Bütün yaratıcı sanatlarda olduğu gibi, ustalaşmak için en etkin yol ustaları taklit etmektir - sadece entellektüel olarak değil, duygusal olarak da.
Şu modern Zen şiiri bu yaklaşımı anlatır:
To follow the path: Yolu izlemek için:
look to the master, ustaya bak,
follow the master, ustayı izle,
walk with the master, ustayla yürü,
see through the master, usta gibi gör,
become the master. usta ol.
Eğer üstat olmak istiyorsanız şunları, inanana kadar tekrar edin:
Dünya çözülmeyi bekleyen hayranlık verici problemlerle doludur.
Üstatlık çok eğlencelidir. Ama bu eğlence, çaba ister. Çaba da motivasyon gerektirir. Başarılı atletler, vücutlarını formda tutmak için fiziksel sınırlarını zorlayan şeyler yaparlar ve bundan zevk alırlar. Böylelikle motivasyonlarını da korumuş olurlar. Benzer şekilde üstat olmak için, problem çözme, becerilerinizi şekillendirme ve zekanızı geliştirmekten haz duymalısınız.
Eğer bunu doğal yollarla yapamıyorsanız, kendinize bir zorlayıcı etken bulmalısınız. Aksi takdirde, üstatlık potansiyelinizin seks, para ve sosyal olaylar gibi dikkat dağıtıcı şeyler tarafından yok edildiğini göreceksiniz.
(Ayrıca kendi öğrenme yeteneğinize karşı bir güven geliştirmelisiniz. Bir problemi çözmek için ihtiyacınız olan herşeyi bilmeseniz bile onun bir parçası ile uğraşarak öğrendikleriniz sıradaki parçayı çözmenize yetecektir. Böylece problemin tamamını çözebilirsiniz.)
Hiçbir problem iki defa çözülmemelidir.
Yaratıcı beyinler değerli ve sınırlı kaynaklardır. Çözülmeyi bekleyen birçok problem varken, tekerleği yeniden icat etmekle harcanmamalıdırlar.
Üstatlar gibi davranmak için, diğer üstatların da zamanlarının değerli olduğuna inanmalısınız. Bilgiyi ve çözülen problemlerin çözümlerini paylaşarak, diğer hacker'ların eski problemler yerine yeni problemler üzerinde çalışmalarını sağlamak sizin için ahlaki bir görev sayılır.
Bununla birlikte "Hiçbir problem iki defa çözülmemelidir" demek varolan çözümlerin tümünü kutsal kabul etmelisiniz ya da verilen bir problemin sadece bir doğru çözümü vardır diye düşünmelisiniz anlamına gelmez. Genellikle problemin çözümünü öğrenmeye çalıştığımızda problem hakkında daha önce bilmediğimiz şeyler öğreniriz. Daha iyisini yapabileceğimizi düşünmek normaldir ve hatta gereklidir.
Normal OLMAYAN ise yapay teknik, yasal veya kurumsal engellerin (kapalı kaynak-kod gibi) iyi bir çözümün yeniden kullanılmasına engel olması ve insanları tekerleği yeniden icat etmeye zorlamasıdır.
(Diğer üstatlardan daha fazla saygı görmek için bütün yaratıcı ürünlerinizi vermeye mecbur olduğunuza inanmanız gerekmiyor. Ürününüzü satarak geçiminizi sağlamak üstatlık değerleri ile çelişmez. Sanatınıza ve diğer üstat arkadaşlarınıza sadakatinizi unutmadığınız sürece yazılım kotarma yeteneklerinizi kullanarak ailenizi desteklemek ve hatta zengin olmak üstatlık değerleriyle çelişmez.)
Sıkıcı ve tekrar eden işler günahtır.
Üstatlar (ve genelde yaratıcı insanlar), sıkılmamalı ve tekrar eden aptal ve can sıkıcı işlerde çalıştırılmamalıdır, çünkü bu tür işleri yaparken asıl yapmaları gereken işi; yani problem çözme işini yapamayacaklardır. Bu israf herkese zarar verir.
Bu yüzden sıkıntı ve gereksiz can sıkıcı işlerde çalışmak hoş değildir ve gerçekten israf ve hatta günahtır.
Üstat gibi davranmak için, küçük sıkıcı şeyleri, otomatikleştirerek sizden ve diğer insanlardan (özellikle diğer üstatlardan) olabildiğince uzaklaştırmak istemelisiniz.
(Bu konuda bir istisna vardır.
Üstatlar bazen, dışarıdan sıkıcı veya tekrar eden işler gibi görülen şeyleri, kafalarını boşaltmak, yeni bir konuda beceri elde etmek veya başka türlü kazanamayacakları bir deneyim kazanmak için yaparlar.
Ama bu seçime bağlı birşeydir. Düşünme yeteneği olan hiç kimse, bu tür şeyler yapmak zorunda kalmamalıdır. )
Özgürlük iyidir.
Üstatlar doğaları gereği otorite karşıtı kimselerdir. Size emir verebilen kişiler, sizi, büyüleyici bulduğunuz bir problemi çözmekten alıkoyabilir – ve bunun için de pek çok garip sebep bulabilir. Bu nedenle otoriter tavırlarla mücadele etmek gerekebilir, aksi bir durum siz ve diğer üstatlar için solunacak özgür hava kalmaması demektir.
(Bu bütün otoritelere karşı savaşmak ile aynı şey değildir. Çocuklar korunmalı ve suçlular zaptedilmelidir. Bazı zamanlarda, bir üstat, emirleri yapmak için harcayacağı zamandan daha çok önem verdiği bir şeyi elde etmek için otoriteye boyun eğebilir.
Fakat bu sınırlı ve bilinçli bir anlaşmadır, otoriteler tarafından arzulanan türde kişisel teslimiyetler önerilmez.)
Otorite, sansürcülük ve gizlilik sayesinde yaşar, gönüllü işbirliği ve bilgi paylaşımından hoşlanmaz. Tek sevdiği şey kendi kontrolü altında gerçekleşen “işbirlikleri”dir. Bu nedenle, üstatlar gibi davranmak için; sansüre ve gizli kapaklı işlere, sorumlu yetişkinleri aldatmaya yönelik eylemlere ve zorlamalara karşı içgüdüsel bir kin geliştirmeli ve bu inanç doğrultusunda çalışmaya gönüllü ve arzulu olmalısınız.
Yaklaşım biçimi, yetkinlik demek değildir.
Üstat olmak için bu yaklaşım biçimlerini geliştirmelisiniz. Ancak, sadece bir yaklaşım biçimini alıp uygulamak sizi üstat yapmaz, tıpkı şampiyon bir atlet veya bir rock yıldızı yapmayacağı gibi. Üstat olmak aynı zamanda zeka, deneyim, kendini adama ve ciddi çalışma gerektirir.
Bu yüzden karşınızdakileri sadece davranışa bakarak değerlendirmemeyi ve yetkinliğe saygı duymayı öğrenmelisiniz. Üstatlar, içi boş kişilerin vakitlerini harcamasına izin vermez fakat her konuda yetkinliğe saygı duyar. Zor öğrenilen ve az kişinin sahip olduğu becerilerde yetkin olmak iyi; akıl gücü, hüner ve konsantrasyon gerektiren zor becerilerde yetkinlik en iyisidir.
Eğer yetkinliğe saygı duyarsanız, yetkinlik kazanmaktan zevk alırsınız – bunun için gereken çalışma ve kendini adama süreci sıkıcı olmaktan çıkar, kendi başına bir zevk unsuru haline gelir. Bu yaklaşım, üstat olabilmek için hayati derecede önemlidir.
Temel Yazılım Kotarma Becerileri
Üstat davranış biçimleri önemlidir, ama gerekli becerilere sahip olmak daha da önemlidir. Davranış biçimi, yetkinliğin yerini tutamaz ve sahip olmadığınız müddetçe kimsenin size üstat demeyi hayal bile etmeyeceği bazı temel beceriler vardır:
Teknoloji değiştikçe bu beceri kümesi de zaman içinde değişmektedir. Örneğin önceleri makina dilinde programlama yapabilmek önemli idi ve yakın zamana kadar HTML bilmek önemli bir beceri değildi.
Şu sıralarda, üstat olmak için gerekli temel beceri listesi şunlardan oluşmaktadır:
Program yazmayı öğrenin.
Bu, elbette ki üstat olmak için temel önşarttır. Eğer bir programlama dili bilmiyorsanız, size Python ile başlamanızı öneririm. Python, tasarımı temiz, belgelendirmesi iyi yapılmış ve yeni başlayanlara kolaylık tanıyan bir dildir. Öğrenebilecek ilk dil olarak iyi bir seçim olmasına rağmen, oyuncak değil, güçlü ve esnek bir dildir ve büyük projeler geliştirmek için de çok uygundur.[71] Bu konuyla ilgili "Python' da gelişim" adında daha ayrıntılı bir yazı yazmıştım. Python ile ilgili iyi öğretici belgeler Python web sitesinde bulunabilir.
Java da programlamayı öğrenmek için iyi bir dildir. Python'dan daha zordur ama ürettiği kod daha hızlıdır. İkinci dil olarak öğrenebilecek en iyi dil olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki, Sun'ın referans uygulamaları hala tescillidir. Bu Java dilinin kendisiyle çok fazla ilgili bir konu değildir; yüksek kaliteli, açık-kaynak kodlu Java yorumlayıcılar mevcuttur, esas problem Java ile birlikte gelen sınıf kütüphaneleridir. Açık kaynak kodlu sınıf kütüphaneleri Sun'ın kütüphanelerinin gerisinde kalmaktadır. Eğer Java öğrenmeye karar verirseniz bunu Sun'ın tescilli kodlarına bağımlı kalmak yerine açık-kaynak kodlu uygulamalar ile yapın.
Ancak, sadece bir veya iki dil öğrenerek tam bir programcı olamayacağınızı ya da üstat seviyesine ulaşamayacağınızı da bilmeniz gerekiyor. Herhangi bir dilden bağımsız olarak programlama problemleri hakkında düşünmeyi öğrenmelisiniz. Gerçek bir üstat olabilmek için, yeni bir dili, el kitabında yazanlarla, bildiklerinizi bağdaştırarak bir kaç gün içerisinde öğrenebilir durumda olmalısınız. Bu, birbirinden çok farklı bir kaç dil bilmeniz gerektiği anlamına geliyor.
Eğer ciddi programlamaya girecekseniz, Unix'in ana dili olan C'yi öğrenmelisiniz. C++, C ile alakalıdır; birini öğrenirseniz, diğerini öğrenmek zor olmayacaktır. Her iki dil de, ilk dil olarak öğrenmek için uygun değildir ve C programlamasından ne kadar kaçınırsanız, veriminiz o kadar artar.
C, kaynak kullanımında tutumlu ve verimli bir dildir. Maalesef, C, bu verimliliği, pek çok kaynağın (bellek gibi) yönetimini doğrudan size bırakarak elde eder. Bu düşük seviyeli (donanıma yakın) kodlama karmaşık ve hataya açıktır ve hata ayıklamak için pek çok zamanınıza mal olur. Makinaların güçlü olduğu günümüzde, makinanın çalışma verimliliği yerine sizin çalışma verimliliğinize öncelik tanıyan bir dil ile program yazmak daha akıllıca olacaktır. Sonuç olarak Python'u tercih etmenizi öneririm.
Perl ve LISP gibi bazı diller üstatlar için özel bir önem taşır. Perl öğrenmek pratik sebeplerden dolayı önemlidir. Dinamik web sayfalarında ve sistem yönetiminde çok yaygın bir şekilde kullanılır. Hiç Perl kodu yazmayacak olsanız dahi okumasını öğrenmelisiniz. C'nin makine verimliliğine ihtiyaç duyulmayan işlerde C kullanmaktan imtina eden birçok kişi, size Python'u önerdiğim nedenlerle Perl'ü kullanır. Onların yazdıkları kodları anlamanız gerecektir.
LISP öğrenmek başka bir sebepten dolayı önemlidir - sonunda anladığınız zaman elde edeceğiniz aydınlanma deneyiminden dolayı. Bu deneyim, bir daha hiç LISP kullanmasanız dahi, hayatınızın kalan kısmında çok daha iyi bir programcı olmanızı sağlayacaktır. (Emacs metin düzenleyicisi için basit düzenleme modları yazarak ya da varolanları değiştirerek veya GIMP için Script-Fu eklentileri yazarak küçük LISP deneyimleri kazanabilirsiniz.)
En iyisi, bahsettiğim bu beş dilin (Python, Java, C/C++, Perl ve LISP) hepsini öğrenmektir. Bu diller, en önemli kotarım dilleri olmalarının yanında, programlamaya farklı yaklaşımlarıyla size önemli bir eğitim kazandırır.
Google'ın en önemli üstatlarından ve yaygın olarak kullanılan AI kitabının yazarlarından biri olan Peter Norvig On Yılda Programlama Öğrenin başlıklı harika bir deneme yazdı.[72] "Programcılıkta başarı için tavsiyeleri" dikkate değerdir.
Size burada nasıl programlama yapılacağına dair tam bir yönerge listesi sunamam ama, bunu kitapların ve kursların da vermeyeceğini söyleyebilirim (en iyi üstatların büyük çoğunluğu kendi kendine öğrenmiştir). Dil özelliklerini -- bilginin küçük bir kısmı -- kitaplardan öğrenebilirsiniz, ama o bilgiyi yaşayan bir beceri haline getiren şey, pratik yapmak ve çıraklıktır. Bunu da, program okumak ve program yazmak ile edinirsiniz.
Programlamayı öğrenmek, bir doğal dilde iyi yazmayı öğrenmek gibidir. En iyi yöntem, bu işin ustalarının yazdıklarını okumak, kendiniz bir şeyler yazmak, biraz daha okumak, biraz daha yazmak... Ve yazdıklarınız, örnek aldıklarınızda gördüğünüz kuvvet ve iktisadı gösterene kadar tekrar etmektir.
Önceleri okumak için iyi kod bulmak zordu, çünkü üstatlık yolunda ilerlemek isteyenlerin kaynak kodlarını okuyabileceği ve üzerinde deneme yapabileceği az sayıda büyük program vardı. Bu durum dramatik bir şekilde son buldu: Açık kaynak kodlu yazılımlar, programlama araçları ve işletim sistemleri (hepsi de üstatlar tarafından geliştirilmiş) artık yaygın bir şekilde bulunabilmekte.
Açık kodlu Unix'lerden birini edinin, kullanmasını ve çalıştırmasını öğrenin.
Bir kişisel bilgisayarınızın bulunduğunu ya da kullanabileceğiniz bir tane olduğunu varsayıyorum (zamane çocuklarının hayatı kolay : -))
Yeni başlayan birinin ustalık yolundaki en önemli adımı, Linux veya BSD Unix'lerden birinin kopyasını edinmesi, kurması ve çalıştırmasıdır.
Evet dünyada Unix'ler dışında başka işletim sistemleri de var ama, onlar ikilik düzendeki (binary) kodlarıyla dağıtılırlar -- kodlarını okuyamaz ve değiştiremezsiniz.
Windows, MacOS veya başka bir kapalı kaynak sistemde ustalaşmaya çalışmak, üzerinizde zırh varken dans etmeye benzer.
Mac OS X altında ustalaşmak mümkündür ama sistemin sadece bir parçası açık kaynak kodludur – pek çok duvarla karşılaşırsınız ve Apple'a ait sahipli kodlara muhtaç duruma düşmemek için özel gayret sarfetmeniz gerekir. Eğer Unix' e yoğunlaşırsanız, kaportanın altına girerek işe yarar şeyler öğrenebilirsiniz.
Unix, Internet'in işletim sistemidir. Unix'i bilmeden Internet'i kullanabilirsiniz ama Unix'i anlamadan bir Internet üstadı olamazsınız. Bu nedenle, bugün hacker kültürü yoğun olarak Unix merkezlidir. (Bu her zaman böyle değildi ve bazı eski zaman üstatları bundan halen hoşnut değil, ama Unix ile Internet arasındaki ilişki, bugün Microsoft'un bile diş geçiremeyeceği kadar güçlüdür.)
Bir Unix edinin -- ben şahsen Linux'u severim ama başka yollar da var (ve evet, Linux ve Windows'u aynı makinede çalıştırabilirsiniz). Öğrenin. Çalıştırın. Kurcalayın. Internet'e bağlanmakta kullanın. Kodlarını okuyun. Değiştirin.
Linux ile herhangi bir Microsoft işletim sisteminin sunmayı hayal edebileceğinden çok daha iyi programlama araçlarına (C, LISP, Python ve Perl dahil) sahip olacaksınız. Hoş zaman geçireceksiniz ve günün birinde bir üstat olarak geriye baktığınızda farketmeden pek çok şey öğrenmiş olduğunuzu göreceksiniz.
Unix öğrenme ile ilgili daha fazla bilgi için The Loginataka'ya bakın.
Linux kopyası edinmek için "Nereden Linux Bulurum?"'a bakın[73]
BSD Unix hakkında yardım alma ve kaynak edinme için www.bsd.org adresine bakın.
Benim yazdığım Unix ve Internet'in Temelleri elkitabına da bakabilirsiniz.
Not: Eğer yeniyseniz, Linux veya BSD'yi tek başınıza kurmanızı tavsiye etmem. Linux için yerel bir Linux Kullanıcıları Grubu (www.linux.org.tr) bulun ve yardım isteyin veya Open Projects Network (Açık Projeler Ağı) ile iletişim kurun. LISC, yardım alabileceğiniz IRC kanalları da sunmaktadır.[74]
World Wide Web'i kullanmayı ve HTML kodu yazmayı öğrenin.
Üstatlar tarafından üretilen pekçok şey, üstat olmayan insanların hayatına yaptığı etkiler doğrudan görülmeyecek şekilde, arka planda, fabrikaları, iş yerlerinin ve üniversiteleri çalıştırmakta kullanılırlar. Buna tek istisna, dünyayı değiştirdiği politikacılar tarafından bile kabul edilen, parlak üstat oyuncağı sanaldokudur ('web'). Sadece bu bile (pek çok başka nedenin yanısıra) sanaldokuyu çalıştırmayı öğrenmenizi gerektirir.
Tabii "sanaldokuyu çalıştırmayı öğrenmek" den kasıt, bir sanaldoku istemcisini kullanmayı öğrenmek değil (bunu herkes yapıyor) sanaldokunun dili olan HTML'i öğrenmenizdir. Programlamayı bilmiyorsanız, HTML kodu yazmak, programlamayı öğrenmenize yardımcı olacak düşünce alışkanlıklarını kazanmanızı sağlayacaktır. Dolayısıyla, kendinize bir ev sayfası hazırlayın. Klasik HTML'den daha temiz bir dil olan XHTML'i kullanmaya çalışın. (Sanaldokuda iyi öğretici belgeler var; biri burada.)
Bir ev sayfasına sahip olmak sizi üstat yapmaz.
Sanaldokuda zaten birçok ev sayfası var. Bunların çoğu içeriği sıfır, amaçsız sayfalar – pek çoğunun görüntüleri güzel, ama bu, bomboş oldukları gerçeğini değiştirmez (daha fazla bilgi için The HTML Hell Page adresine bakabilirsiniz).
Sayfanızın kaydadeğer olabilmesi için içeriğe sahip olması gerekir -- diğer üstatların ilgisini çekebilecek veya onlara faydalı olabilecek bir içerik. Bu da bizi bir sonraki konuya götürür:
İngilizce bilmiyorsanız, öğrenin.
Ana dili İngilizce olan bir Amerikalı olarak, önceleri kültür emperyalizmi olarak anlaşılmasından çekindiğimden bunu tavsiye etmekten kaçınıyordum. Ama, ana dilleri farklı olan bir kaç kişi, üstat kültürünün ve Internet'in çalışma dilinin İngilizce olduğunu ve üstat topluluğunda bulunmak için İngilizce bilmek gerektiğini söylememde ısrar etti.
1991'de, ikinci dil olarak İngilizce bilen üstatların, ortak bir başka ana dilleri olmasına rağmen, birbirleriyle yaptıkları teknik tartışmalarda İngilizce kullandıklarını öğrendim. Bu bana İngilizcenin diğer dillerden daha zengin bir teknik sözlüğe sahip olduğu ve bu yüzden bu iş için daha iyi bir araç olduğu anlatılırken söylenmişti. Benzer nedenlerle İngilizce yazılmış teknik kitapların çevirileri de genellikle tatmin edici değildir.
Linus Torvalds, kod açıklamalarını İngilizce yazan bir Finlidir. Kendisinin İngilizceyi kullanım kabiliyeti, Linux için dünya çapında bir geliştiriciler topluluğu oluşturmasında önemli etken olmuştur. Bu İngilizce bilme ile ilgili önemli bir örnektir.
Anadilinizin İngilizce olması bir üstat için yeterli dil becerilerine sahip olduğunuzu garanti etmez. Eğer yarı okur-yazar gibi; gramere uymadan yazım hatalarıyla dolu yazarsanız üstatların çoğu (ben dahil) sizi görmezden gelecektir.
Özensiz yazmak değişmez birşekilde özensiz düşünmek anlamına gelmese bile genellikle aralarındaki ilişkinin güçlü olduğu görülmüştür - ve özensiz düşüncelilerle işimiz olmaz. Yeterince iyi yazamıyorsanız, öğrenin.
Üstat Kültüründe Statü
Para kullanmayan pek çok kültürde olduğu gibi üstatlık da şöhret üzerine kuruludur. İlginç problemleri çözmeye çalışırsınız fakat bu problemlerin ne kadar ilginç olduğuna ve çözümünüzün iyi olup olmadığına ancak sizin teknik düzeyinize sahip ya da sizden daha üstün olan üstatlar karar verebilir.
Üstatlık oyununda, skoru, başka üstatların sizin becerileriniz hakkında ne düşündüğüne göre tutmayı öğrenirsiniz (işte bu sebeple, size başka üstatlar üstat diyene kadar üstat olunmaz). Bu gerçek, üstatlığın yalnız bir uğraş olduğu sanısı ve ego veya dış etkenlerin bir motivasyon kaynağı olabileceğini reddetme alışkanlığı yüzünden bazen açıkça belirtilmez.
Üstatlık, antropologların "hediye kültürü" olarak tanımladıkları bir kültürdür. Bu kültürde şöhret ve statü, diğer insanlara egemen olmak, güzel olmak veya başkalarının istediği şeylere sahip olmakla sağlanmaz, bir şeyler vererek sağlanır. Özellikle de, zamanınızı, yaratıcılığınızı ve becerilerinizin ürününü vererek.
Üstatlar tarafından saygı duyulan biri olmak için yapabileceğiniz şeyler beş maddede toplanabilir:
Açık kaynak kodlu yazılım geliştirin.
Üstatların hoş veya kullanışlı olduğunu düşündükleri programlar yazmak ilk sırada gelir (en temel ve en geleneksel yol).
Programınızın kaynak kodlarını kullanmaları için tüm üstatlara açın.
(Biz bu çalışmalara "free software" (özgür yazılım) derdik. Ama, "free" kelimesini hangi anlamda kullandığımızdan emin olmayan birçok kişinin kafası karıştı. Birçoğumuz artık bunun yerine "açık kaynak" (open source) yazılım kavramını kullanıyoruz.)
En saygın üstatlar,[75] geniş kapsamlı ihtiyaçları karşılayabilen, büyük ve kabiliyetli programlar yazan ve bunları herkesin kullanımı için veren kişilerdir.
Fakat burada tarihi bir noktayı da belirtmek gerekir. Üstatların aramızdaki açık-kaynak geliştiricilerine her zaman topluluğumuzun en sert özü olarak bakmalarına rağmen 1990'ların ortalarından önce üstatların çoğu kapalı kaynak kodlu yazılımlar üzerine çalışıyorlardı. Bu NASIL belgesinin ilk sürümünü yazdığım 1996'da bu hala geçerliydi. 1997'de açık-kaynak yazılımların genel kabul görmesi bu durumu değiştirdi. Bugün "üstat topluluğu" ve "açık-kaynak geliştiricileri" aynı kültürü ve insanları tarif etmektedir - ama bunun her zaman böyle olmadığını hatırlamakta yarar var.
Açık kaynaklı yazılımların testlerine ve hata ayıklamalarına yardım edin.
Açık kaynaklı yazılımların hatalarını ayıklayanlara da saygı duyulur. Bu mükemmel olmayan dünyada, yazılım geliştirme zamanımızın büyük çoğunluğunu kaçınılmaz bir şekilde hata ayıklama ile geçiriyoruz.
Herhangi bir açık kaynak yazılım geliştiricisi için iyi beta denetleyiciler (belirtileri tanımlamayı bilen, problemlerin çıkış noktasını tespit edebilen, çabucak çıkartılan bir sürümdeki hatalara katlanabilen ve birkaç tanıma yordamı uygulayabilen), ağırlıkları kadar yakut ederler. Bunlardan bir tanesi bile hata ayıklama sürecini bir kabus olmaktan rutin bir can sıkıntısına dönüştürebilir.
Eğer yeniyseniz, geliştirilmekte olan, ilginizi çekebilecek bir program bulun ve iyi bir beta denetleyicisi olun. Program denetimine yardımdan hata ayıklamaya, hata ayıklamadan programların değiştirilmesine kadar giden doğal bir ilerleme süreci vardır. Bu yolda birçok şey öğreneceksiniz ve size de ileride yardımcı olabilecek insanlarla iyi ilişkiler kuracaksınız.
Kullanılabilir bilgi yayınlayın.
Bir başka güzel şey de, SSS (Sıkça Sorulan Sorular) listeleri gibi belgeler düzenlemek veya sanaldoku sayfalarında kullanışlı ve ilginç bilgileri toplamak ve düzenlemektir.
Önemli teknik SSS'leri yönetenler, hemen hemen açık kaynak yazarları kadar saygı görürler.
Altyapı çalışmalarının devamına yardım edin.
Üstat kültürü gönüllülerce yaşatılır. Birçok zorunluluk vardır, ama bu zorunlu ve gözönünde olmayan sıkıcı çalışmalar, üstat kültürünün yaşatılmasını sağlar -- posta listeleri ve haber grupları yönetmek, büyük yazılım arşivleri içeren sitelerini işletmek, RFC'ler ve diğer teknik standartlar geliştirmek gibi.
Bu işleri yapan insanlar büyük saygı toplarlar, çünkü, bu işlerin çok zaman aldığını ve kod ile oynamak kadar zevkli olmadığını herkes bilir. Bu işleri yapmak kendini adamışlığa işarettir.
Üstat kültürüne hizmet edin.
Son olarak, kültüre hizmet edebilir ve bu kültürü yayabilirsiniz (örneğin, nasıl üstat olunacağına dair bir belge yazarak : -)). Bu konuma ancak bir süredir ortalardaysanız ve yukarıdaki dört maddeden birinden dolayı bilinen biriyseniz gelebilirsiniz.
Üstat kültürünün liderleri yoktur ama, tarihe mal olmuş kahramanları, büyükleri ve sözcüleri vardır. Siperlerde yeteri kadar uzun zaman kaldıktan sonra, belki siz de bunlardan biri olacaksınız. Sakının: üstatlar, kültürlerindeki büyük kişilerde yükseklik egosu olmasını sevmezler ve onlara güvenmezler. Bu tarz bir şöhret oldukça tehlikelidir.
Üstat/Dörtgöz (“Nerd”) Bağlantısı
Popüler kanının aksine, üstat olmak için dörtgöz (“nerd”) (bilim/teknoloji takıntılı anti-sosyal kişi) olmanız gerekmez. Fakat, dörtgöz olmak, üstat olmak için faydalı bir şeydir ve bir çok üstat, dörtgözdür. Sosyal hayat dışında olmak, düşünmek ve kod kotarmak gibi gerçekten önemli şeyler üzerinde yoğunlaşmanıza yardımcı olur.
Bu nedenle birçok üstat, dörtgöz ismini kabullenmiş ve hatta daha sert bir ifade ile kendilerini “geek” ismi ile onurlandırmışlardır -- bu onların normal sosyal beklentilerden bağımsız olduklarını ifade etmelerinin bir yoludur.
Eğer, kod kotarmak üzerine yeterince yoğunlaşabiliyorsanız ve halen bir hayatınız varsa, işte bu çok güzel. Bugün bu, 1970'lerde ben henüz bir çırakken olduğundan çok daha kolay birşey. Normal hayat, şimdilerde tekno-dörtgözlere çok daha dostça yaklaşıyor. Üstatların yüksek kaliteli bir aşık ve bir eş olduğunun farkında olan birçok insan var.
Kod kotarmak sizi kendine çektiyse ve bir sosyal hayatınız yoksa, bu daha iyi -- hiç olmazsa konsantrasyon probleminiz olmayacak. İleride bir hayatınız olabilir.
Tarz İçin Bazı Noktalar
Yine, üstat olmak için, üstat kafa yapısında olmalısınız. Bu konuda yardımcı olacak ve bilgisayar başında olmanızı gerektirmeyen bazı şeyler var. Bunlar, kod kotarmanın gerekleri değiller (hiçbiri değil) ama birçok üstat bunları yapar ve bunların kod kotarmanın özü ile temelden bir bağlantısı oladuğunu hisseder.
Ana dilinizi iyi yazmayı öğrenin. Programcıların iyi yazamayacağı yönünde yaygın bir klişe olsa da (tanıdığım en becerikli üstatlar dahil) şaşırtıcı sayıda üstat oldukça iyi yazabilir.
Bilim-kurgu okuyun. Bilim-kurgu toplantılarına gidin (üstatlar ve çırakları ile tanışmanın iyi bir yoludur).
Bir dövüş sanatı öğrenin. Dövüş sanatları için gerekli zihinsel disiplin üstatlık için gerekli olanla önemli benzerlikler gösterir. Üstatlar arasında en popüler olanları Tae Kwon Do, Karate, Wing Chun, Aikido veya Ju Jitsu gibi aletsiz yapılanlarıdır. Batılı eskrim ve Asyalı kılıç sanatlarının takipçileri de görülmektedir. 1990'ların sonlarından itibaren yasal olduğu yerlerde tabanca ile ateş etmek de yaygınlaşmaktadır.
Üstatlığa en uygun dövüş sanatları saf kuvvet, atletizm veya fiziksel dayanıklılık değil zihinsel disiplin, gerilimsiz farkındalık ve kontrol üzerinde duranlardır.
Gerçek bir meditasyon öğretisi öğrenin. Üstatların daimi favorisi Zen'dir (önemli: Zen'i bir din olarak benimsemeden ya da mensubu olduğunuz dinden çıkmadan Zen'den faydalanmak mümkündür). Başka tarzlar da işe yarayabilir ama çılgınca şeylere inanmanızı gerektirmeyecek birini seçmeye çalışın.
Analitik bir müzik kulağı geliştirin. Özel müzik türlerini anlamayı öğrenin. Bazı müzik aletlerini iyi
bir şekilde çalmayı veya şarkı söylemeyi öğrenin.
Sözcük oyunlarını anlama yeteneğinizi geliştirin.
Bunların ne kadar çoğunu zaten yapıyorsanız üstatlığa o kadar yatkın bir hamurunuz var demektir. Bunların ayrıntıları ile tamamen açık olmayıp sol ve sağ beyin yeteneklerinin uyuşumu ile ilişkili olmasını nedeni; üstatların problemlerin çözümünde aynı zamanda hem mantıksal hem de açıkça görülenin dışında uslamlamaya ihtiyaç duymalarıdır.
Oynadığınız kadar sert çalışın, çalıştığınız kadar sert oynayın. Gerçek üstatlar için, "oynamak", "çalışmak", "bilim" ve "sanat" arasındaki sınırlar, yok olmaya yakındır veya yüksek seviyeli yaratıcı oyunbazlıkla birleşmiştir. Asla dar kapsamlı bilgi ve niteliklerle yetinmeyin – pek çok üstat kendisini programcı olarak tanımlamasına rağmen, ilgili bir kaç alanda önemli bilgi dağarcıkları vardır -- Sistem yönetimi, sanaldoku tasarımı ve PC donanımı sorunlarını giderme bunlardan yaygın olanlardır. Sistem yöneticisi olan bir üstat, genelde betik programlama ve sanaldoku tasarımı konularında da yetkindir.
Üstatlar hiç bir işi yarım yamalak yapmaz, eğer bir konuya girerlerse, bu konu ile ilgili çok iyi yetkinliğe ulaşırlar.
Son olarak, yapmamanız gereken birkaç şey var.
Aptalca veya övünme içeren kullanıcı isimleri kullanmayın.
Usenet'de veya herhangi bir yerde sidik yarışına girişmeyin.
Kendinize "sibermanyak" demeyin, diyen kişilerle de zamanınızı harcamayın.
İmla ve dilbilgisi hatalarıyla dolu e-postalar yazmayın.
Bunları yaparak sağlayacağınız tek tanınırlık, aptal olduğunuz olacaktır.
Üstatların hafızaları kuvvetlidir – başlangıçta yaptığınız hataları unutturmanız/affettirmeniz bir kaç yıl alabilir.
Kullanıcı adları veya takma adlar ile ilgili olası problemler biraz açıklama gerektirebilir. Gerçek kimliğinizi bir rumuzun arkasında saklamak, korsan, warez d00z ve diğer daha düşük hayat formlarının yapacağı, çocukca ve aptalca bir davranıştır.
Üstatlar bunu yapmaz; yaptıklarıyla gurur duyar ve yaptıklarının gerçek isimleriyle özdeşleşmesini isterler. Eğer bir takma adınız varsa, atın gitsin. Üstatlar arasında bu sizi, hep kaybeden yapacaktır.
Diğer Kaynaklar
Paul Graham'mın bilgelik üzerine yazdığı Great Hackers ve Undergraduation isimli iki denemesi bulunmaktadır.
Peter Seebach, üstatlar ile nasıl baş edeceğini bilemeyen yöneticiler için mükemmel bir "Üstat SSS" (Hacker FAQ) hazırlamıştır.
"Nasıl Programcı Olunur?" (How to Be A Programmer) adında mükemmel bir belge daha vardır. Bu belge yalnızca kodlama ya da teknik nitelikler hakkında değil, aynı zamanda bir programlama ekibinde nasıl davranılması gerektiği konusunda da değerli öğütler içerir.
"Hacker'lığın Kısa Tarihçesi" (A Brief History Of Hackerdom) adında bir belge de yazmış bulunuyorum.
Linux ve Açık Kaynak kültürleri hakkında birçok açıklama içeren "Katedral ve Pazar" (The Cathedral and the Bazaar) adında bir belge yazmış bulunuyorum. Bu belgenin devamı niteliğinde "Noosferi İskana Açmak" (Homesteading the Noosphere) adında bir belge de bulunmaktadır.
Rick Moen, "Linux Kullanıcı Grubu Nasıl İşletilir?" (How to Run A Linux User Group) adında mükemmel bir belge yazmıştır.
Yine Rick Moen ve ben, Doğru Düzgün Soru Sormanın Yolları (How to Ask Smart Questions) adında bir belge yazmış bulunuyoruz.
Eğer kişisel bilgisayarların temelleri, Unix ve Internet hakında bilgiye ihtiyacınız varsa, Unix ve Internet'in Temelleri Nasıl (The Unix and Internet Fundamentals HOWTO) belgesine bakın.
Yazılımınızı insanlara sunarken veya bir yazılım için yamalar yazarken, "Yazılım Dağıtım Pratiği NASIL" (Software Release Practice HOWTO) belgesindeki yönergeleri izleyin.
Zen şiiri ilginizi çektiyse, Rooties Root: The Unix Koans of Master Foo belgesine bakabilirsiniz.

/>